Gnomoniopsis castanea’nın Neden Olduğu Kahverengi Meyve Çürüklüğü Hastalığının Yaygınlığının ve Hastalıkla Mücadele Yönteminin Belirlenmesi


Çiçekli Z., Ünal F., Doğmuş Lehtijarvi H. T., Woodward S., Ipekdal K., Demirbağ H., et al.

TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Projesi, 2025 - 2029

  • Proje Türü: TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Projesi
  • Başlama Tarihi: Nisan 2025
  • Bitiş Tarihi: Ekim 2029

Proje Özeti

Anadolu kestanesi (Castanea sativa Mill.), meyvesinin bilinen besin değeri ve lezzetinin yanında çiçeği, yaprağı ve kerestesi ile hem ekosisteme hem de ekonomiye hizmet eden çok yönlü bir ağaçtır. Kestane ormanları iklim değişikliği, kestane gal arısı, mürekkep hastalığı ve kestane kanseri gibi biyotik ve abiyotik faktörler nedeniyle baskı altındadır. Yine de belirli bir seviyede devam eden kestane meyve üretimi, ortaya çıkan yeni bir patojenin Avrupa’da yayılmasıyla azalmıştır. Gnomoniopsis castanea Tamietti (syn: Gnomoniopsis smithogilvyi L.A. Shuttleworth, E.C.Y. Liew & D.I. Guest (Gnomoniaceae, Diaporthales) isimli bu patojen meyvede kahverengi çürüklüğe neden olmaktadır. Meyvede yaptığı hasarın yanı sıra, kestane başta olmak üzere birçok türün toprak üstü dokularında lezyona, gövde ve dal kanserine neden olarak ağaç sağlığını etkilemektedir. Bu hastalık, dünya genelinde kestane üretiminin devamlılığını sınırlayan en önemli nedenlerden biridir. Gnomoniopsis castanea, geniş bir konukçu yelpazesi ve endofitik yapısı nedeniyle ekosistemlerde hızla yayılabilmektedir. Hastalığın etkisi, özellikle Avrupa’da kestane üretimi yapılan bölgelerde yüksek enfeksiyon oranlarıyla kendini göstermektedir. Türkiye’de Marmara, Ege ve Karadeniz Bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Ekolojik dengeyi bozma potansiyeline sahip olan bu hastalık, biyolojik çeşitliliği tehdit ederken, ekonomik kayıplara neden olmakta ve kestane üretim zincirinde sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır.

Gnomoniopsis castanea’yı tam olarak kontrol edebilecek bir mücadele yöntemi bulunmamaktadır. Fakat, ilk olarak Avrupa’da rapor edilmesi dolayısıyla hastalık ile mücadelede belirli bir aşama kaydedilmiştir. Çalışmalara konu olan uygulamalardan bazıları ozon tedavisi, fungisit uygulamaları, antagonist organizmaların kullanımı ve biyostimülant (gübreleme) olarak sıralanabilir. Her yöntemin çeşitli sınırlamaları ve uygulama zorlukları bulunmaktadır. Bilinçsiz ilaç kullanımının olumsuz etkilerini azaltmak için hastalık ve zararlılarla olabildiğince ekonomik ve ekolojik bir mücadele yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, etkili bir hastalık yönetim stratejisi geliştirmek için kapsamlı saha çalışmaları ve yeni entegre mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de bu patojene karşı etkin bir mücadele yönteminin belirlenebilmesine yönelik yapılmış bir çalışma yoktur. Bu çalışmada (1) Tebuconazole’un (fungisit) G. castanea üzerindeki etkisi, (2) Biyostimülatın G. castanea üzerindeki etkisi ve (3) Bacillus subtilis (QST 713) (bakteri)’in G. castanea üzerindeki etkisi ve (4) uygulamalar öncesi ve sonrası kestane gal arısı (Dryocosmus kuriphilus) popülasyonunun durumu belirlenmek istenmektedir. Hastalık ile mücadelede en etkin ve ekonomik yöntemin tespiti için 2027 ve 2028 yıllarında saha testi yapılacaktır. Mücadele yöntemlerinin etkinliği, işlemler sonrası hasat döneminde toplanacak kestane örneklerinden izole edilecek G. castanea yoğunluğuna göre değerlendirilecektir. Bu sayede, bu hastalık için ülkemiz koşullarına uygun bir mücadele protokolünün geliştirilmesi amaçlanmaktadır.