Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, REKTÖRLÜK, REKTÖRLÜK, Türkiye
Tez Danışmanı: Semra Ilhan
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Ekstrem koşullara adapte olmuş fungusların ürettikleri polisakkaritler,
çeşitlilikleri ve farklı moleküler yapıları nedeniyle biyoteknolojik açıdan
dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, hipersalin çevrelerden izole edilen iki
fungusun ekzopolisakkarit (EPS) üretim koşullarını optimize etmek için
Box-Behnken deney tasarımı kullanılmıştır. Diyaliz membran ile kısmen
saflaştırılan EPS'ler için toplam karbonhidrat ve protein miktar tayini, üronik
asit varlığı testleri yapılmıştır. Polisakkarit zincirlerinin sarmal yapısı kongo
kırmızısı testi ile analiz edilmiştir. Yapısal ve fonksiyonel grup analizleri
NMR ve FT-IR ile, monosakkarit bileşimi HPLC ile, molekül ağırlıkları GPC
analizi ile, yüzey morfolojisi ve elementel bileşimi SEM-EDS analizi ile
incelenmiştir. Antimikrobiyal ve antioksidan aktiviteler ile hücrelere toksik
etkileri de biyolojik aktivite çalışmaları ile değerlendirilmiştir.
İki halofilik/halotoleran izolat Rhodotorula
dairenensis ve Penicillium allii
ile optimize koşullarda üretilen EPS miktarları sırasıyla 2,61 g/L ve 3,00 g/L
olarak belirlenmiştir. Her iki EPS içerisinde üronik asitin var olduğu ve
polisakkarit zincirlerinin sarmal yapıda olduğu tespit edilmiştir. NMR ve FT-IR
analizleri, EPS'lerin β-konfigürasyonunda olduğunu ve fonksiyonel gruplarını
ortaya koymuştur. R. dairenensis'ten
elde edilen EPS ksiloz, P. allii'den
elde edilen EPS ise mannoz ve galaktoz içermektedir. En yüksek molekül
ağırlıklı fraksiyonların R. dairenensis’te
2126 kDa, P. allii’de ise 218 kDa
olduğu belirlenmiştir. EDS analizi ile kükürt içerdikleri tespit edilmiştir. Biyolojik
aktivite çalışmalarında antimikrobiyal aktivite gözlenmemiş ancak antioksidan
aktivite belirlenmiştir. EPS’lerin hücrelere toksik etkisinin olmadığı MTT
yöntemi ile doğrulanmıştır.
R. dairenensis ve P. allii EPS’leri, yapılarındaki üronik
asit ve kükürt gibi grupların varlığı, sarmal yapıları, antioksidan aktiviteye
sahip oluşları, MTT testi ile sağlıklı hücreler üzerine toksik etki
göstermemeleri gibi özellikleri ile sağlık ve kozmetik endüstrilerinde kullanım
için potansiyel biyopolimer adayı olabilir. Hipersalin koşullarda biyoremediasyon
ya da ağır metal giderimi gibi çalışmalar için de uygun olabilecekleri
düşünülmektedir. Ancak konuyla ilgili detaylı araştırmalara ihtiyaç
duyulmaktadır.