Doğumsal kalp hastalıklı çocuklarda düzeltici kalp ameliyatının serum IGF-1, IGFBP-3 düzeylerine ve büyümeye etkisi
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Başkent Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Niyazi Kürşad Tokel
Tezin Onay Tarihi: 2008
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: YÖK 100/2000 Programı
Özet:
Doğumsal kalp hastalığında görülen büyüme geriliği
nedenleri arasında hormonların rolü giderek daha yoğun araştırılmaktadır . Insülin like growth
faktörler (IGF-1 ve 2) büyüme hormonunun
birçok anabolik ve mitojenik aktivitesine aracılık etmektedirler. ‘Insulin-like
growth faktör’ (IGF-1) doku büyüme ve farklılaşmasında önemli rol alır. ‘Insulin-like growth factor binding protein
Bu
prospektif çalışmada, doğumsal kalp
hastalığı olan çocukların büyümesinde IGF-1 ve IGFBP-3’ün rolünün
değerlendirilmesi amacıyla olguların düzeltici ameliyat öncesi ve sonrasında
bir yıl süreyle büyüme izlemi yapıldı, aralıklarla üç kez ölçülen serum IGF-1
ve IGFBP-3 düzeylerinin kalp hastalığının tipi, preoperatif ve postoperatif
dönem değişkenleri, büyüme geriliği ile ilişkisi incelendi. Hasta grubunun IGF-1 ve IGFBP-3 düzeyleri sağlıklı
çocuklarınki ile karşılaştırıldı.
Çalışma
grubumuz 26’si erkek (% 65), 14’ü kız (% 35) ve yaş ortalaması 8.61±6.15 ay (0.1-22 ay) arasında olan toplam 40 çocuktan oluşmaktaydı.
Hastalar 20’si siyanotik, 20’si asiyanotik olmak üzere iki grupta incelendi.
Ayrıca pulmoner hipertansiyonu olan ve olmayanlar olarak 4 alt gruba bölündü.
Olguların ameliyat öncesi IGF-1 ve IGFBP-3 değerlerinin sağlam çocuklarla
karşılaştırılabilmesi için 11’i kız (% 34.4), 21’i erkek (% 65.6) ve yaş ortalaması 13.10±6.85 ay olan 32 olgu kontrol grubu olarak belirlendi.
Olguların ameliyat öncesi % 50’sinin vücut ağırlığı
persentili, % 15’inin boy persentili, % 25’inin baş çevresi persentili <3 p
olup bu değerler asiyanotik hastalarda anlamlı derecede düşük bulundu.
Asiyanotik gruptaki olguların vücut ağırlığı, boy, boya göre ağırlık z skoru ortalaması, ideal
ağırlığa göre malnütrisyon, Gomez ve Waterlow’a göre malnütrisyon parametreleri
siyanotik ve kontrol grubuna göre düşüktü (p<0.05).
Çalışmamızda asiyanotik grubun hem büyüme hem nütrisyonel
olarak siyanotik gruba göre daha olumsuz etkilendiğini gözlemledik.
Olgular pulmoner hipertansiyonu olan ve olmayan olarak
sınıflandırıldığında pulmoner hipertansif grupta ameliyat öncesi büyüme
geriliği ve malnütrisyonun daha belirgin olduğu görüldü. Pulmoner hipertansiyon
ameliyat sonrası malnütrisyonun da düzelmesini etkileyen önemli bir belirteçti.
Ameliyat öncesi IGF-1 ortalaması asiyanotik grupta daha
düşüktü fakat üç grup arasında istatistiksel fark saptanmadı. Kontrol grubunun
IGFBP-3 ortalaması ise hem siyanotik hem asiyanotik gruptan yüksekti
(p<0.05). IGF-1 ve IGFBP-3’ün pulmoner hipertansiyonun veya hipoksinin
varlığından etkilenmediği belirlendi. Siyanotik ve asiyanotik grubun ameliyat
sonrası 3. ayda ideal ağırlıklarına göre malnütrisyon durumu, IGF-1 ve IGFBP-3
ortalamaları farksızdı. Bir yıl süren izlem sonunda iki grubun malnütrisyon
dereceleri arasında fark saptanmadı. Fakat boy z skoru asiyanotik grupta daha
düşüktü (p<0,05). Her iki grubun da IGF-1 ve IGFBP-3 düzeylerinin 1 yıllık seyrine bakıldığında 3. aydaki ve 1.
yıldaki değerlerin preoperatif döneme göre yüksek olduğu belirlendi
(p<0,05). Bu yükselme eğilimi büyüme hızlanması ile pareleldi. Olguların
kilo alımına parelel olarak IGF-1 ve IGFBP-3 düzeylerindeki yükseliş bu
parametrelerin nütrisyonel durumun iyi birer göstergesi olduklarını kanıtlıyordu.
Bununla beraber, IGF-1 ve
IGFBP-3’ün akademik amaçlı kullanılabileceğini, halen daha ucuz, pratik
ve invazif olmayan antropometrik ölçümlerin takibinin önüne geçmediğini
düşünmekteyiz. Aynı zamanda IGF-1 ve IGFBP3 düzeylerindeki değişikliklerin saptanmasının
gelecekte büyüme hormonu tedavisinde önemli yol gösterici olabileceğine inanmaktayız.