II. Dünya Savaşı Sonrası Hegemonyaya Türkiye’nin Uyumunda Yerli ve Yabancı Raporların Çatışması: Seyhan Barajı Örneği


Creative Commons License

Yılmaz R., Koyuncu D. T.

Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, sa.48, ss.219-237, 2025 (ESCI, Scopus, TRDizin)

Özet

Bu çalışma, II. Dünya Savaşı sonrasında ABD liderliğinde tesis edilen hegemonik düzene Türkiye’nin entegrasyon sürecini Seyhan Barajı’nın inşası ekseninde irdelemektedir. Türkiye Cumhuriyeti, savaş sonrasında Bretton Woods düzenlemeleri çerçevesinde hegemon güç ABD’nin önceliklendirdiği dış ticaret serbestisi, özel sektörün öncülüğü ve demokratik yapılanma süreçlerine uyum sağlamaya yönelik kararlar alırken; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarının çözümüne dair tavsiyeler içeren Thornburg (1949) ve Barker (1951) raporlarından da istifade etme yoluna gitmiştir. Her iki raporda da Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında tarım sektörüne ve hafif sanayi yatırımlarına öncelik verilmesi gerektiği tezi öne çıkmaktadır. Bu perspektife uygun olarak, tarımsal sulama yatırımlarında Seyhan Barajı gibi büyük ölçekli projelerden kaçınılması gerektiği savunulmuştur. Buna mukabil, DP Bursa Milletvekili Mithat San tarafından hazırlanarak hükümete sunulan raporda (1951), Seyhan Barajı’nın Türkiye’nin kalkınmasındaki hayati önemine dikkat çekilmiş ve gerekliliği üzerinde durulmuştur. San’ın raporuna göre Seyhan Barajı yalnızca tarımsal kalkınmayı desteklemekle kalmayacak; hidroelektrik üretimiyle bölgede sanayinin gelişimini sağlayacak, istihdam yaratarak mevsimlik işçi sorununa çözüm getirecek ve çimento sanayisinin gelişimine olanak tanıyarak konut sorununun çözümüne katkı sunacaktır. Böylece Seyhan Barajı, tarımsal kalkınmanın yanı sıra iktisadi ve içtimai kalkınmanın ivme kazanmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak, San’ın raporu ve Seyhan Barajı’nın inşasına yönelik Bakanlar Kurulu kararı dikkate alındığında; Thornburg ve Barker raporlarının aksine, Türkiye Cumhuriyeti’nin yalnızca tarıma dayalı kalkınma modellerine değil, aynı zamanda sanayileşme politikalarına da öncelik verdiği görülmektedir.