Bu makale, Avustralya’daki Müslüman-Türk göçmen bireylerin dinsel yönelim biçimlerinin aile yaşamı ve çocuk yetiştirme tutumları üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir psiko-sosyo-teolojik bakış açısıyla incelemektedir. Araştırmada, iç- güdümlü ve dış-güdümlü dinsel yönelimlerin; aşırı koruyucu annelik, demokratik davranma ve eşitlik tanıma, ev kadınlığı rolünü reddetme, aile içi çatışma ve sıkı disiplin gibi aile yaşamı ve çocuk yetiştirme tutum alt boyutlarıyla olan ilişkileri analiz edilmiştir. 2025 yılında yürütülen alan araştırması kapsamında, araştırmasında yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, medeni durum, eğitim düzeyi, meslek türü ve diasporik yaşam süresi gibi demografik değişkenler açısından çeşitlilik gösteren 569 Müslüman-Türk göçmenden elde edilen nicel veriler değerlendirilmiştir. Veriler, ‘Her Yaş İçin Uygun Dinsel Eğilim Ölçeği’ ile ‘Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği’ kullanılarak toplanmış; SPSS 26.0 programı aracılığıyla korelasyon analizi ve bağımsız örneklem t-testi yöntemleriyle çözümlenmiştir. Araştırmanın temel hipotezi, iç-güdümlü dinsel yönelimin aile yaşamı ve çocuk yetiştirme tutumları üzerinde olumlu; dış-güdümlü dinsel yönelimin ise olumsuz etkilerle ilişkili olduğu yönündedir. Bu hipotez, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde doğrulanmıştır. İç-güdümlü dinsel yönelimin demokratik, esnek ve destekleyici ailevi tutumlarla ilişkili olduğu; dış-güdümlü yönelimin ise daha çok otoriter, çatışmacı ve geleneksel yapılarla bağlantılı olduğu belirlenmiştir. İç-güdümlü göçmen bireylerde inancın içselleştirilme düzeyi, aile içi iletişimde empati, açıklık ve duygusal dengeyi desteklemektedir. Buna karşılık dış-güdümlü bireylerde ise dindarlığın sosyal onay ve yüzeysel uygulamalarla şekillendiği; bunun da katı disiplin, aile içi çatışma ve cinsiyet rollerine dayalı tutumları artırdığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, dinsel yönelimin biçimsel varlığından çok motivasyonel niteliği, göçmen bireylerin ebeveynlik stilleri ve ailevi işlevselliği üzerinde belirleyici bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışma, diasporik psiko-sosyal yaşam koşullarında dikotomik dinsel yönelimin aile yapısına etkisini analiz eden özgün ve bütüncül bir katkı sunmaktadır.
This article employs a multidimensional psycho-socio-theological framework to examine the impact of religious orientation types on family life and child- rearing attitudes among Muslim-Turkish immigrant individuals residing in Australia. The study analyzes the relationships between intrinsic and extrinsic religious orientations and specific subdimensions of familial and parental attitudes, including overprotective motherhood, democratic behavior and recognition of equality, rejection of the housewifery role, intra-family conflict, and strict discipline. Drawing on quantitative data collected in a 2025 field study, the research evaluates responses from 569 Muslim-Turkish immigrants who represent a diverse demographic profile in terms of age, gender, socioeconomic status, marital status, educational attainment, occupational category, and duration of diasporic residence. Data were gathered using the Age Universal I- E Scale and the Family Life and Child-Rearing Attitudes Scale, and analyzed through correlation and independent samples t-test techniques via SPSS 26.0. The central hypothesis posited that intrinsic religiosity would be positively associated with adaptive familial and parenting attitudes, while extrinsic religiosity would exhibit significant associations with maladaptive patterns. This hypothesis was statistically supported. Intrinsic religious orientation was found to be positively correlated with democratic, flexible, and supportive family dynamics, whereas extrinsic orientation was linked to authoritarian, conflict-prone, and traditionalist structures. Among intrinsically oriented individuals, internalized faith fostered empathy, openness, and emotional balance in family communication. In contrast, extrinsically oriented individuals displayed religiosity shaped by social approval and superficial practices, which in turn reinforced rigid discipline, familial discord, and gender role-based attitudes. Ultimately, it is not the formal presence of religiosity, but rather its motivational quality, that emerges as a key determinant of parenting styles and familial functionality among immigrant populations. Within this context, the study offers a novel and integrative contribution by empirically examining how dichotomous religious orientations influence family structures under the psycho-social conditions of diasporic life.