Dikkat Ekonomisinden Yakınlık Ekonomisine: Dijitalleşmenin Sosyal Sermaye ve Çok Paydaşlı İnovasyon Ağları Üzerindeki Etkileri


Meçik O.

Global İnovasyon ve İşbirliği Sempozyumu, İzmir, Türkiye, 15 - 17 Nisan 2026, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Dijitalleşme süreci, uzun süre boyunca ekonomik ve toplumsal etkileşimleri “dikkat ekonomisi” ekseninde şekillendirmiş; bireylerin ve kurumların ilgisi, ölçülebilir tıklanma, görüntülenme ve etkileşim süreleri üzerinden metalaştırılmıştır. Ancak yapay zekâ, büyük veri ve duygusal hesaplama teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, dijital platformların yalnızca dikkat çekmekle yetinmeyip bireylerin duygusal dünyalarına nüfuz ettiği yeni bir evreyi gündeme getirmiştir. Bu dönüşüm, literatürde giderek daha fazla “yakınlık ekonomisi” (intimacy economy) kavramı ile tartışılmakta; kişisel ve duygusal verilerin özelleştirilmiş deneyimler karşılığında değiş tokuş edildiği yeni bir ekonomik ve yönetsel alanın oluştuğuna işaret etmektedir.

Bu çalışmanın temel amacı, dikkat ekonomisinden yakınlık ekonomisine geçişin, sosyal sermaye birikimi ve çok paydaşlı inovasyon ağlarının işleyişi üzerindeki etkilerini iktisadi bir perspektiften analiz etmektir. Çalışma, özellikle üniversite–sanayi–kamu–sivil toplum iş birlikleri bağlamında, dijital araçların yalnızca bilgi paylaşımını hızlandıran teknik altyapılar değil; güven, karşılıklılık ve uzun vadeli iş birliği normlarını yeniden tanımlayan ilişkisel mekanizmalar hâline geldiği iddiasını tartışmaktadır. Bu çerçevede yakınlık ekonomisi, sosyal sermayenin dijitalleşmiş ve ölçülebilir bir formu olarak ele alınmakta; duygusal etkileşimlerin ve algoritmik aracılığın inovasyon ağlarında koordinasyon maliyetlerini düşürme veya yeni bağımlılıklar üretme potansiyeli değerlendirilmektedir.

Çalışma, kavramsal düzeyde sosyal sermaye teorisi, ağ ekonomisi ve dijital yönetişim literatürlerini bütünleştirerek yakınlık ekonomisinin inovasyon ekosistemleri üzerindeki çift yönlü etkilerine dikkat çekmektedir. Bir yandan, duygusal olarak zenginleştirilmiş dijital etkileşimlerin güveni artırarak iş birliği yoğunluğunu ve bilgi akışını güçlendirebileceği; diğer yandan ise duygusal verinin metalaşmasının, sosyal sermayenin araçsallaşmasına ve ilişkisel kırılganlıklara yol açabileceği ileri sürülmektedir. Bu ikili yapı, inovasyon politikalarının yalnızca teknolojik kapasiteyi değil, dijital ilişkilerin etik ve yönetişim boyutlarını da dikkate alması gerektiğini ortaya koymaktadır.