18. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, Ankara, Türkiye, 24 - 26 Eylül 2025, ss.268-269, (Özet Bildiri)
Hoşnutsuzluğun Tepkisi: Sağ Popülizm ve Göçmen Karşıtlığı
Dr. Deniz Pelin Dinçer
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü
Seçmen hoşnutsuzluğu (voter discontent) ve bu hoşnutsuzluğun dünyanın her yerinde yükselen sağ popülizme dönüşümü yakın dönem literatüründe oldukça tartışılmaya başlanan bir mesele haline gelmiştir. Literatürdeki bu ilginin en temel sebebi tüm dünyada seçmenlerin bu tür liderlere olan ilgisinin artmasından kaynaklanmaktadır. ABD’de Donald Trump, Brezilya’da Jair Bolsonaro, Arjantin’de Javier Milei, Filipinler’de Rodrigo Duterte, Macaristan’da Viktor Orban gibi sağ popülist liderlerin seçilmeleri ve Avrupa’da pek çok ülkede sağ partilerin ve liderlerin oy oranlarını arttırması (Almanya’da AFD’nin, Hollanda’da Geert Wilders’in, İtalya’da Giorgia Meloni’nin vb. yükselişleri) bu gerçekliğin en somut kanıtlarındandır.
Seçmen hoşnutsuzluğunun artışı bir bölgeye, bir kıtaya, bir sınıfa, bir ırka özgü değildir. Tüm dünyada seçmen hoşnutsuzluğu, farklı coğrafyalarda, farklı toplumsal gruplar arasında aynı zaman diliminde ortaya çıkan bir olgu olduğundan ve dünya siyasetini güçlü bir biçimde dönüştürme kapasitesine sahip olduğundan (özellikle Donald Trump’ın ikince kez ABD başkanı seçilmesinin ardından yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında) üzerinde sıkça düşünülmesi ve tartışılması gereken bir konu haline gelmiştir. Tüm bu gelişmeleri anlamlandırabilmek için güncel siyaset bilimi literatürü bu liderlerin göreve gelmesinden önce oluşan toplumsal eşitsizlik, ekonomik güvensizlik, artan enflasyon, dışlanma ve tüm bunların yarattığı seçmen hoşnutsuzluğu ve göçmen karşıtlığına odaklanmaktadır. Bu çalışma da benzer bir amaç gütmektedir. Bu amaç seçmen hoşnutsuzluğunun demokratik ve hibrit rejimlerde sağ popülist liderliği nasıl beslediğini iki vakanın (ABD’de Donald Trump ve Arjantin’de Javier Milei) karşılaştırmalı analizi üzerinden incelemektir. Bu doğrultuda Donald Trump’ın ikinci (2025- ) dönem başkanlığı ile Javier Milei’nin 2023 yılında göreve gelişinden önceki toplumsal, ekonomik ve politik bağlamlar analiz edilerek, ekonomik krizlerin, eşitsizliğin, politik istikrarsızlığın ve toplumsal dışlanmanın yarattığı seçmen hoşnutsuzluğunun sağ popülizmin ve göçmen karşıtlığının yükselişine dönüşümü incelenecektir.
Seçmen anketleri, Donald Trump’ın ilk döneminin aksine, ikinci döneminde mavi yakalı çalışanlardan, Latin kökenleri seçmenlerden (2016’da Trump’ın Latin kökenli seçmen oranı %28 iken 2024 seçimlerinde bu oran %46’ya çıkmıştır), ve Afrikalı Amerikalı seçmenlerden de oy almıştır. Bu kesimler ABD’de ekonomik eşitsizliği ve dışlanmayı en çok yaşayan kesimleri temsil etmektedirler. Benzer bir şekilde Arjantin’de Milei seçmenleri de Arjantin’in uzun yıllardır devam eden ekonomik krizlerinden, Covid-19 sonrası hızla artan enflasyondan ve ekonomik eşitsizlikten etkilenen kesimden oluşmaktadır. Her iki lider, seçmen tabanlarını oldukça iyi analiz etmiş, seçmen hoşnutsuzluğunu gidereceklerinin, dışlanmış seçmenlerin sesi olacaklarının, kamu israfının önünü keseceklerinin, düzensiz göçü bitireceklerinin sözünü vererek seçimleri kazanmışlardır.
Dünyanın farklı bölgelerinde yükselen sağ popülizmi ülkeler bazında ele alan literatür zengin olsa da, karşılaştırmalı olarak analiz eden literatür kısıtlıdır. Seçim sistemlerindeki, toplumsal koşullardaki ve ekonomik göstergelerdeki farklılıklar, bu tür karşılaştırmaların yapılmasının önündeki engellerdendir. Bu çalışma, Trump ve Milei’nin seçilmelerinden önce her iki ülkede
yaşanan ortak sorunlara, bu sorunlarla yüzleşmek zorunda kalan ancak anaakım siyasi ajandaya dahil edilmeyen dışlanmış seçmenlere ve seçmen hoşnutsuzluğuna odaklanarak iki ülkeyi karşılaştırmalı olarak analiz edebilmeyi mümkün kılmaktadır.