Azeri Sahası Kerbela Mersiyelerinde Çatışma Çözümüne Yönelik İfadeler Üzerine Bazı Tespitler
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt.13, sa.Din, Barış ve Çatışma Çözümü, ss.36-52, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 13 Sayı: Din, Barış ve Çatışma Çözümü
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.51702/esoguifd.1878880
- Dergi Adı: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.36-52
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Sosyolojik bir kavram olan çatışma, bir toplumda yer alan birey ve toplulukların bilinçli şekilde birbirlerinin amaçlarına ket vurmayı ve çıkarlarına ulaşmayı engellemek amacıyla sergiledikleri bilinçli çabaları ifade etmektedir. Çatışma gruplar arasında olduğunda gruplar arası çatışma adını almaktadır. Çatışma konusunda yapılan çalışmaların önemli bir bölümü de çatışmayı çözme stratejileri üzerine kurulmuştur. Çatışmayı çözme stratejileri ise güç, otorite, hâkim olma ve rekabete dayalı olan bir çatışma çözme stratejisi olan otokratik strateji, kaçınma stratejisi, demokratik strateji ve anlaşma yani uzlaşım stratejileri olarak kollara ayrılmaktadır. Bu çalışmada Kerbela mersiyeleri bağlamında çatışma çözümüne yönelik durumların değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Kerbela adlı yerin günümüze değin süren öneminin sebebi Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin'in, ailesinin ve yakınlarının bazılarının 10 Muharrem 61 / 10 Ekim 680 yılında Emevilere ait askerî bir birlik tarafından katledilerek şehit edilmesi ve kabirlerinin burada olmasıdır. Bu olay Kerbela Olayı olarak anılagelmiştir. Türk edebiyatında edebi eserler sanatsal bir zevkin ürünü olmalarının yanında yazıldıkları çağın sosyolojik, kültürel, dinî ve tarihî dokusu hakkında görüşler sunan birer tarihî eser niteliği taşır. Tarihte derin izler oluşturan Hz. Hüseyin’in ve beraberindekilerin Kerbela denilen bölgede şehit edilmesi olayı, ölenin ardından yas tutmak manasına gelen mersiye türü içerisinde Kerbela mersiyeleri denilen özel bir alanda işlenmeye başlanmıştır. Devamında Türk edebiyatında önemli bir konu olarak yerini almıştır. Kerbela mersiyelerinde iki grubun karşı karşıya gelerek çatışma ortamına girmesi olgusunun işlendiği görülmektedir. Bunun yanında Kerbela mersiyelerinde çatışma çözümü sayılabilecek verilerin olduğu da saptanmıştır. Bu veriler üzerinde Kerbela mersiyeleri bağlamında akademik bir çalışmaya rastlanılamamıştır. Bu çalışmanın kapsamı, günümüzde halen Kerbela mersiyelerinin okunduğu ve yazılmaya devam ettiği coğrafya özelliği taşıması bakımından Azerbaycan bölgesinden seçtiğimiz Hasan Aga Asi (ö. 1979), Mir Abulfettah Meragi (ö. 19. y.y.) ve Mirza Muhammed Naki Kumri’ye (ö. 1891) ait mersiyelerle sınırlı tutulmuştur. Bahsi geçen müelliflere ait mersiyelerde Kerbela denilen bölgede karşı karşıya gelen Hz. Hüseyin ve aile fertlerinin de bulunduğu topluluğun ve Emevi kumandanı Ubeydullah’a ait orduların çatışma ortamı içerisinde karşılıklı söylemleri tespit edilmiştir. Kerbela mersiyelerinde çatışmanın yanı sıra tarafların çatışma çözümüne yönelik çeşitli çözüm önerilerinin uzlaşmacı çatışma teorisi kapsamında daha çok Hz. Hüseyin tarafından dile getirildiği saptanmıştır. Karşı tarafın ise daha çok güç, otorite, hakim olma ve rekabete dayalı olduğu bilinen ve çatışma çözme stratejilerinden biri kabul edilen otokratik strateji bağlamında hareket ettiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda da bir kıyım gerçekleştirdikleri görülmüştür. Kerbela Olayı’nın aktarıldığı tarihî kaynaklarda Hz. Hüseyin’in karşı tarafa yönelttiği üç tekliften bahsedilmektedir. Bu teklifler şehirlerine geri dönmelerine izin verilmesi gerektiği, Yezid ile görüştürülmelerinin sağlanması veya sınır beldelerinde ikamet ederek gayrimüslimlerle savaşmak istemeleri şeklindedir. Üç farklı eserden aldığımız beyit örneklerinde çözüme yönelik ifadelerin daha çok Hz. Hüseyin ve beraberindekilerinin susuzluklarının giderilmesi, şehirlerine geri dönmelerine izin verilmesi, sınır beldelerinde ikamet etmeleri, Hz. Peygamber’in torunu olma ve nesebleri yönündeki hatırlatmalar, İslam inancını hatırlatma, Kur’an-ı Kerim ve ayetlerin hatırlatılması yoluyla istenilen serbest bırakılma ifadeleri ve gerekçe sunmadan doğrudan serbest bırakılmaları gerektiği hususundaki telkinler şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Karşı tarafın ise bu çözüm önerilerine aldırış etmeden savaşa ve kıyıma devam eden bir güruh olarak betimlendiği görülmüştür.
Conflict, a concept in sociology, refers to the conscious effort of individuals and communities within a society to thwart one another’s goals and prevent each other from achieving their interests. When conflict occurs between groups, it is called intergroup conflict. A significant portion of studies on conflict are based on conflict resolution strategies. Conflict resolution strategies are divided into several categories: the autocratic strategy, based on power, authority, domination, and competition; the avoidance strategy; the democratic strategy; and the agreement or compromise strategies. This study aims to evaluate situations related to conflict resolution within the context of elegies for Karbala. The reason for the enduring importance of the place called Karbala to this day is that Hussein, grandson of the Islamic prophet Muhammad, his family, and some of his close relatives were martyred by an army unit belonging to the Umayyads on 10 Muharrem 61 / (October 10, 680). And their graves are here. This event has been known as the Karbala Incident. In Turkish literature, literary works are not only products of artistic taste but also serve as historical documents offering insights into the sociological, cultural, religious, and historical fabric of the era in which they were written. Elegies, which means mourning after death, began to be written in a special genre called Karbala elegies, inspired by the event that left a deep mark on history: the martyrdom of Hussein and his companions in the region called Karbala. And it has become an important subject in Turkish literature. These elegies are called Karbala elegies. It can be seen that the Karbala elegies also address the phenomenon of two groups facing, off and entering into conflict. Moreover, these elegies contain data that can be considered related to conflict resolution. No academic work has been found on this data in the context of the Karbala elegies. Given that the region still retains the characteristic of reciting and continuing to write elegies for Karbala, we deemed it appropriate to limit our selection to the elegies of the poets Hasan Aga Asi (d. 1979), Mir Abdullah Maraghi (d. 19th century) and Mirza Muhammed Naki Kumri (d. 1891) from the Azerbaijan region. In the elegies by the aforementioned authors, mutual statements have been identified in the context of the conflict between the group led by Hussein and his family members and the armies of Ubeydullah in the region of Karbala. In addition to the conflict, the Karbala elegies also contain various statements by the parties regarding conflict resolution. Hussein mostly expressed these proposed solutions within the framework of the conciliatory conflict resolution theory. The opposing side, by contrast, acted within the context of the autocratic strategy, which is known to be based on power, authority, domination, and competition, and is considered conflict-resolution strategy. In this regard, they carried out a massacre. Historical sources recounting the Karbala Incident mention three proposals made by Hussein to the opposing side. These proposals were: permission to return to their cities, a request to be granted an audience with Yazid, or to reside in border towns and fight against non-Muslims. In the examples of verses we have taken from three different works, the statements aimed at a solution are mostly about relieving the thirst of Imam Hussein and his companions, allowing them to return to their cities, settling in border towns, reminders of being the grandson of the Prophet and his lineage, reminders of the Islamic faith, reminding them of the Holy Quran and its verses, and urging that they be released immediately without any justification. The opposing side, on the other hand, is described as a group that ignored these proposed solutions and continued with the war and massacre.