Türkiye’nin Yerel Yönetim Yasalarının Engellilik Kapsamında Değerlendirilmesi


Özkaya S.

7. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu, Ankara, Türkiye, 10 - 12 Aralık 2025, ss.65-67, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.65-67
  • Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Alanyazında engelliliğe ilişkin türlü model ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Çalışmada bunlardan; tıbbî model, sosyal model, hayırseverlik yaklaşımı ve hak temelli yaklaşımdan yararlanılacaktır. Tıbbî model, bedene ilişkin norm varsayımıyla hareket etmekte ve bu normun dışındaki bedenleri norma doğru dönüştürmeyi, yani tedaviyi hedeflemektedir. Sosyal model ise engellilik konusundaki sorunsalın odağını bedenden topluma çevirmektedir. Engellilik; mevcut toplumsal düzenin, norm olarak kabul ettiği bedenden farklı bedenleri dışlamasından kaynaklanmakta ve bu kapsamda üretilmektedir. Hayırseverlik yaklaşımı, engellilik sorunsalını; onun yapısal temellerine inmeksizin, mevcut düzen içinde çözmeyi amaçlayan; çözüm önerileri hayırseverliğe dayanan bir yaklaşımdır. Bu bağlamda mevcut toplumsal düzen içinde engelliliği üreten süreçleri dönüştürmekten ziyade, üretilen bu engelliliğin kişide yarattığı olumsuz sonuçlara çareler bulmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle hayırseverlik yaklaşımı; mevcut engellilik üretim süreçlerine katkıda bulunduğu, engellilik durumunu, trajedi haline getirdiği; tıbbî modele benzer biçimde engellilik sorunsalını bireyselleştirdiği -toplumsal niteliği göz ardı ettiği- gerekçesiyle eleştirilmektedir. Hak temelli yaklaşımın temelindeyse BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme bulunmaktadır.

Çalışmanın araştırma sorusunu, Türk yerel yönetim mevzuatının engellilik kavrayışının, alanyazındaki hangi yaklaşımlarla tanımlanabileceği oluşturmaktadır. Çalışma; daha erişilebilir ve çoğulcu bir toplumsal-fiziksel düzenin kurulması ve 14 Temmuz 2009’da TBMM tarafından onaylanarak Taraf olunan Birleşmiş Milletler (BM) Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme kapsamında gerekli gelişimlerin gösterilmesi açısından önemlidir. Çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılacaktır.

Çalışmada kapsamındaki incelenecek yasalar; günümüzde yerel yönetimleri düzenleyen 1924 tarihli 442 sayılı Köy Kanunu, 2004 tarihli 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 2005 tarihli 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu’dur.

Köy Kanunu’nda engelliliğe ilişkin doğrudan bir hüküm yoktur; köy korucularının görevleri sırasında yaralanmaları, engelli hale gelmeleri ve ölümlerine ilişkin kısımda engellilikten bahsedilmektedir. 74. maddeye 1985 yılında eklenmiş olan bu ek fıkrada, 2013 tarihli 6462 sayılı Yasa’yla değişiklik yapılarak “sakatlanma”, “engelli hale gelme” şeklinde değiştirilmiştir. Sakatlanma ifadesi Yasa’da halen vardır ancak insanlar için değil, hayvanlara yönelik olarak kullanılmaktadır (md.13). Sakat sözcüğü yerine engel sözcüğünün kullanımı; sorunun toplumsal niteliğini vurguladığından, sosyal modele yakınsama şeklinde yorumlanabilir. Ancak bu, sözcük kapsamındaki bir dönüşümdür.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda engellilerin; dar gelirlilerle, yoksul ve muhtaçlarla bir arada sayılmaktadır. Yasa’nın geneli böyle olmamasına rağmen Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevleri (md.18/m) ve büyükşehir belediyesinin giderleri kapsamında (md.24/j) bu kullanıma rastlanmaktadır. Bu durum hayırseverlik yaklaşımı kapsamında değerlendirilebilir.

İl Özel İdaresi Kanunu’nda da benzer şekilde engellilerin; dar gelirlilerle, yoksullarla ve muhtaçlarla bir arada anılmaktadır. Yasa’nın genelindeki yaklaşım böyle olmamasına rağmen İl Özel İdaresi’nin giderleri arasında bu yaklaşıma örnek bulunmaktadır (md.43/h). Bu da hayırseverlik yaklaşıma örnek teşkil etmektedir. Ancak önceden belirtildiği üzere Yasa’nın tümü hayırseverlik yaklaşımına ilişkin değildir; örneğin hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağına ilişkin bir hüküm bulunmaktadır (md.6/7). Bu hükümde engellilik sözcüğü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerle birlikte anılmasına rağmen hükmün içeriği hizmetin sunumunda erişilebilirliğin ve ulaşılabilirliğin sağlanmasına yönelik olduğundan hayırseverlik yaklaşımı kapsamına girmemektedir. Mesele, giderler sayılırken sosyal yardım kapsamında engellilerin, yoksullar ve dar gelirlilerle bir arada ele alınmasıdır. Bu durum, engelin kendisini varsayılan bir yoksullukla/trajediyle tanımlamayı göstermekte ve bu kapsamda da hayırseverlik yaklaşımına yakınsamaktadır. İl Özel İdaresi Kanunu’ndaki saptamalar Belediye Kanunu’nda da geçerlidir. Giderlere (md.60/i) ve hizmetin sunumuna ilişkin hüküm kapsamında (md.14/4) aynı durum geçerlidir. Başkanın görevleri açısından (md.38/n) da Büyükşehir Belediyesi Kanunu’ndaki durum geçerlidir. Giderler ve Başkan’ın görevleri kapsamında hayırseverlik yaklaşımından izler görülürken, hizmetin sunumuna ilişkin hükümde ve yasanın genelinde hayırseverlik yaklaşımından uzaklaşılmaktadır.

Sonuç olarak hayırseverlik yaklaşımından uzaklaşılarak, sosyal modelin güçlendirildiği bir yasa diline sahip olunması önemlidir. Spor kulüplerine yönelik giderler ayrı bir kalemde gösterilirken, engellilerin yoksullarla bir arada sayılması sosyal modele uygun değildir. Bu, engelliliği; bir trajedi olarak görmenin yani hayırseverlik yaklaşımının görüngüsüdür. Bu durumun; gerek Taraf olunan BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme kapsamında tanımlanan engelliliğe ilişkin hak temelli yaklaşıma uygun olacak şekilde gerekse Anayasa’nın 10. maddesi kapsamında düzeltilmesi önerilmektedir.