TARİHÎ TIP METİNLERİNDE EK KALIPLAŞMALARI


Creative Commons License

Demirbaş M.

Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, cilt.14, sa.3, ss.1545-1562, 2026 (TRDizin)

Özet

Türkçe, eklemeli yapısıyla zengin ve üretken bir dil olarak değerlendirilmektedir. Bu yapının en belirgin özelliklerinden biri, kelimelerin çeşitli ekler aracılığıyla türetilmesi ve anlam bakımından genişletilmesidir. Türkçede ekler genel olarak yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki ana grupta incelenmektedir. Ancak tarihsel süreç içerisinde bazı eklerin, başlangıçtaki işlevlerinden uzaklaşarak yeni kullanımlar kazandığı, kimi zaman yapım eki ile çekim eki arasındaki sınırın belirsizleştiği görülmektedir. Bu durum, dilbilimsel açıdan “ek kalıplaşması” olarak adlandırılmakta ve Türkçenin gelişim sürecini anlamada önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Bazı araştırmacılar bu tür ekleri üçüncü grup ekler ya da ara ekler şeklinde değerlendirmektedir. Kalıplaşmış eklerin oluşumunda; eklerin zamanla işlevsel özelliklerini kısmen yitirmesi, belirli kelimelerle sık kullanıma bağlı olarak kalıcılaşması ve anlam bakımından yeni bir yapı kazanması etkili olmaktadır. Bu çalışmada, Türkçenin eklemeli dil yapısının önemli bir görünümü olan ek kalıplaşması olgusu; terimselleşmeye elverişli olmaları, kalıp ifadelerin yoğun kullanılması, dil tarihini takip etme imkânı, halk dili ile yazı dilini bir arada yansıtmaları gibi nedenlerle 16, 17, 18 ve 19. yüzyıllara ait tarihî tıp metinleri üzerinden ele alınmıştır. Söz konusu dönemlere ait tarihî tıp metinlerinin dizinleri taranarak kalıplaşmış ek örnekleri tespit edilmiş, bu örnekler ek türleri ve kullanım özellikleri bakımından sınıflandırılmıştır. İnceleme sonucunda, bazı çekim eklerinin zaman içinde işlekliğini kaybederek belirli sözcüklerle kaynaştığı, böylece sözlükselleşme eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma, ek kalıplaşması olgusunun tarihi tıp metinlerindeki görünümünü ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Bu doğrultuda farklı yüzyıllara ait metinler doküman incelemesi yöntemiyle analiz edilmiş, belirlenen örnekler yapı ve işlev özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, tarihî tıp metinlerinin Türkçedeki eklerin işlev değişimini ve kalıplaşma sürecini ortaya koymada önemli veriler sunduğunu göstermektedir.
Turkish is regarded as a rich and productive language due to its agglutinative structure. One of the most distinctive features of this structure is the derivation of words and the expansion of meaning through various suffixes. In Turkish, suffixes are generally examined under two main categories: derivational suffixes and inflectional suffixes. However, throughout the historical process, it is observed that some suffixes have moved away from their original functions and acquired new usages, and that the boundary between derivational and inflectional suffixes has occasionally become blurred. From a linguistic perspective, this phenomenon is referred to as “suffix fossilization” and constitutes an important field of study in understanding the developmental process of Turkish. Some researchers evaluate such suffixes as a third group of suffixes or as intermediate suffixes. In the formation of fossilized suffixes, factors such as the partial loss of the functional properties of suffixes over time, their becoming fixed through frequent use with certain words, and their acquiring a new semantic structure play an effective role. In this study, the phenomenon of suffix fossilization, an important feature of the agglutinative structure of Turkish, is examined through historical medical texts from the sixteenth, seventeenth, eighteenth, and nineteenth centuries, as they are conducive to terminologization, contain numerous formulaic expressions, facilitate the tracing of language history, and reflect both spoken and written language. By scanning the indexes of historical medical texts belonging to these periods, examples of fossilized suffixes were identified and classified according to their suffix types and usage characteristics. As a result of the analysis, it was determined that some inflectional suffixes lost their productivity over time and merged with certain words, thereby showing a tendency toward lexicalization. This study is important in that it reveals the manifestation of suffix lexicalization in historical medical texts. Accordingly, texts from different centuries were analyzed through document analysis, and the identified examples were evaluated in terms of their structural and functional characteristics. The findings demonstrate that historical medical texts provide significant data for revealing the functional changes of suffixes in Turkish and the process of suffix fossilization.