Hematolojik Malignitelere Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumu, Şanlıurfa, Türkiye, 24 - 25 Ekim 2025, ss.33-34, (Özet Bildiri)
Klasik Yöntemlerin Değeri: Multiple
Myeloma’da 1279 Olguluk Sitogenetik ve FISH Analizlerinin Tanısal Katkısı
Emre Akbaş1, Sevgi Işık1,
Gülçin Günden1,2, Gözde Fidan1, Filiz Yavaşoğlu3,
Beyhan Durak Aras1
1. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,
Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, Eskişehir, Türkiye
2.
Koç
Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Anabilim Dalı, İstanbul,
Türkiye
3. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,
Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir, Türkiye
Giriş: Multiple myeloma (MM), tüm
hematolojik malignitelerin yaklaşık %10’unu oluşturan, genetik açıdan heterojen
bir hastalıktır. Bu heterojenite; IGH
translokasyonları, hiperdiploidi, 1q kazanımı, del(17p)/TP53 delesyonu gibi klonal anomalilerle ilişkilidir. Bu genetik
değişikliklerin belirlenmesi, hastalığın risk sınıflaması ve tedavi planlaması
açısından kritik öneme sahiptir (1, 2).
Amaç:
MM’de prognostik
önemi olduğu bilinen kromozom anomalilerinin tespitinde FISH yöntemi altın
standarttır ve plazma hücreleri ayrıştırılarak bu testin uygulanması
önerilmektedir. Plazma hücrelerini ayrıştırma olanağına her laboratuvar
sahip olmadığı için, bu çalışmada ilgili hücrelerin izolasyonu yapılmadan FISH
ve KS testlerinin çalışıldığı 1279 olguya ait verilerin değerlendirilmesi ve her
iki yöntemin tanısal etkinliklerinin literatürle karşılaştırmalı olarak analiz
edilmesi amaçlanmıştır.
Gereç-Yöntem: Olguların kemik iliği örneklerinde
FISH ve KS testleri eşzamanlı uygulanmıştır. FISH analizleri 13q14, TP53, IGH, 1p32/1q21 bölgelerini içeren
panelle yapılmış, %7 cut-off değeri kullanılmıştır. KS analizlerinde en az 20
metafaz değerlendirilmiş ve ISCN 2020’ye göre raporlanmıştır.
Bulgular: FISH ve/veya KS ile anomali
saptanan olgu oranı %24,4 (312 olgu) olarak belirlenmiştir. Sadece FISH ile
anomali tespit oranı %13,4’tür. KS testinin başarılı olduğu örnek sayısı 1154 (%63,8)
olup 111 olguda FISH testiyle anomali saptanmazken sadece KS ile anomali
saptanmıştır. Bu anomalilerin büyük kısmını Y kromozom kaybı ve 6q delesyonları
oluşturmuştur. En sık görülen anomaliler 1q kazanımı (%39,7) ve IGH
yeniden düzenlenmeleridir.
Tartışma: Bu çalışmanın FISH ile anomali
saptama oranı literatürde plazma hücre ayrımı yapmadan anomali saptama oranı ile
uyum gösterirken KS ile anomali saptama oranı literatür verilerinden çok daha yüksektir.
Ayrıca anomalilerin bir kısmının sadece FISH ya da KS ile saptanmış olması, FISH
ve KS analizlerinin eş zamanlı uygulanması gerekliliğini göstermektedir. KS ile
saptanan anomalilerden Y kromozomu kaybı ileri yaşla birlikte görülebilse de
bazı serilerde hipodiploidi ve TP53 delesyonu ile birlikte kötü prognoz
göstergesi olarak bildirilmiştir (3). 6q delesyonu ise kompleks karyotiplerle
birlikte ortaya çıkmakta ve daha kısa progresyonsuz sağkalım ile
ilişkilendirilmektedir (4). Buna karşılık bazı araştırmacılar (5), 6q
delesyonunun multiple myelomda bağımsız kötü prognostik faktör olabileceğini
belirtmişlerdir. Çalışmada elde edilen yüksek KS başarı oranı (%63,8),
laboratuvar altyapısının optimizasyonu ile metafaz başarısının arttırılabileceğini
göstermiştir.
Sonuç: FISH ve konvansiyonel sitogenetik
testlerin eşzamanlı uygulanması hem MM progresyonunda etkili, yeni tedavi
hedefi olabilecek anomalilerin tanımlanması için hem de prognostik açıdan
kritik öneme sahiptir. Bu çalışma plazma hücresi izolasyonu imkânı olmayan
merkezlerde bile bu analizlerin gerçekleştirilmesinin çok değerli tanısal bilgiler
sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Panel dışı anomalilerin (özellikle -Y ve
6q-) prognostik anlamı konusunda daha geniş, prospektif çalışmalara ihtiyaç
vardır. Güncel risk sınıflama sistemleri, bu genetik verilerin ışığında
bireyselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirilmesine olanak tanımaktadır.
Anahtar
Kelimeler:
Multiple myeloma; FISH analizi; Konvansiyonel sitogenetik; Kromozomal
anomaliler; Prognostik belirteçler
Kaynaklar