GENERALİZE İDİOPATİK KÖK REZORPSİYONUNA FARKLI TEDAVİ YAKLAŞIMLARI


Creative Commons License

Güngörmez E., Güneş B., Yeşildal Yeter K., Orhan E. O., Tekin G., Çalışkan G.

16.Uluslararası Türk Endodonti Derneği Kongresi, Antalya, Türkiye, 25 - 28 Mayıs 2025, ss.270-271, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.270-271
  • Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Generalize idiopatik kök rezorpsiyonu (GIKR), etiyolojisi bilinmeyen ve birden fazla

dişi etkileyen nadir bir durumdur. Bu çalışma, GIKR tanısı alan hastalarda uygulanabilecek

çeşitli tedavi yaklaşımlarını ele almayı amaçlamaktadır.

Olgu: 17 yaşında erkek hasta, 37 ve 47 numaralı dişlerde akut ağrı şikayetiyle

başvurmuştur. Radyografik incelemede birçok dişte kök rezorpsiyonu saptanmış, ancak

endokrin ve genetik değerlendirmelerde altta yatan bir etiyoloji saptanamamıştır. CBCT

incelemesinde 14, 15, 22, 24, 25, 26, 37 ve 47 numaralı dişlerde rezorpsiyon belirlenmiştir.

Rezorpsiyonu devam eden 24, 25 ve 26 numaralı dişlere kalsiyum hidroksit kullanılarak

iki seanslı kök kanal tedavisi uygulanmış, Mineral Trioksit Agregat (MTA) ile kanal dolgusu

yapılmıştır. Üçüncü molar dişlerin sürmesiyle 37 ve 47 numaralı dişlerde rezorpsiyon

ilerlemiş, bu dişler çekilmiş, yerlerine 38 ve 48 numaralı dişlerin ototransplantasyonu

gerçekleştirilmiştir. 48 numaralı diş, çekim soketine uyum sağladığı için apikal rezeksiyon

gerektirmeden yerleştirilmiş ve splintlenmiştir. Kalsiyum hidroksit kullanılarak iki seanslı

kök kanal tedavisi uygulanmış ve ardından gutta perka ve reçine esaslı kanal patı ile

kanallar doldurulmuştur.38 numaralı diş, kökleri eğimli olduğu için apikal rezeksiyon

uygulanmış, retrograd MTA yerleştirilmiş ve diş splintlenmiştir. Kanal dolumu başka bir

seansta MTA ile yapılmıştır. Aktif rezorpsiyon tespit edilen 24, 25, ve 26 numaralı dişlerin

tedavisi sonrası takibi yapılmıştır. Dişlerin asemptomatik olduğu ve rezorpsiyonun

durduğu görülmüştür. Ototransplantasyonu gerçekleştirilen 38 ve 48 numaralı dişlere

yapılan splintler ilgili bölgede kemik kaybının fazla olması nedeniyle işlemden 1 ay

sonra sökülmüştür. Travma rehberine uygun olacak şekilde takipleri gerçekleştirilmiştir.

Asemptomatik olan dişler kemik kaybıyla orantılı hafif mobiliteye sahiptir. Rezorpsiyon

bulunan diğer dişler takip seanslarında değerlendirildiğinde aktif rezorpsiyon

görülmemiştir ve “bekle ve gör” yaklaşımı benimsenmiştir.

Sonuç: GIKR yönetimi, her vaka için bireysel olarak planlanmalıdır. Bu vakada, MTA

uygulaması, kanal tedavisi ve ototransplantasyon başarıyla gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık

bir yıllık takip sürecinde hastanın fonksiyonel ve estetik gereksinimlerinin karşılandığı

gözlemlenmiştir. Bu olgu, GIKR yönetiminde multidisipliner yaklaşımın önemini ve farklı

tedavi seçeneklerini vurgulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Eksternal kök rezorpsiyonu, mineral trioksit agregat,

ototransplantasyon