FLT3 Pozitif Akut Myeloid Lösemide Sağkalımı Belirleyen Faktörler: Moleküler, Sitogenetik ve Klinik Etkileşimin Değerlendirilmesi


Creative Commons License

Çelik U. O., Akbaş E., Işık S., Yavaşoğlu F., Durak Aras B.

3. Ulusal HematoOnkoGenetik Kongresi, Antalya, Türkiye, 27 - 30 Kasım 2025, ss.147, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.147
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Akut myeloid lösemi (AML), hematopoetik kök hücrelerin malign transformasyonu sonucu ortaya çıkan,

klinik, morfolojik, immünofenotipik, sitogenetik ve moleküler düzeyde belirgin heterojenite gösteren bir

hastalık grubudur. Bu heterojenite nedeniyle, güncel tanı ve risk sınıflandırması yalnızca morfolojik veya

klinik bulgulara değil, aynı zamanda hastalığa özgü genetik ve moleküler alt tiplerin bütüncül

değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bu kapsamda, fms-like tyrosine kinase 3 (FLT3) geni, AML’nin

patogenezinde ve prognozunda kritik rol oynayan en önemli moleküler belirteçlerden biridir. FLT3

mutasyonları, lösemik hücrelerde tirozin kinaz aktivitesinin artışıyla sonuçlanarak, hücresel proliferasyonu

ve hayatta kalımı destekler. Bu nedenle FLT3 mutasyonu varlığı, yüksek nüks riski ve kısalmış sağkalımla

ilişkili olup, aynı zamanda hedefe yönelik tedaviler açısından da klinik olarak belirleyicidir. Bu çalışmada

amacımız, kurumumuzda 2017–2025 yılları arasında izlenen FLT3-mutasyon pozitif AML olgularında,

moleküler değişkenlerin, tedaviye erişim durumunun ve klinik faktörlerin sağkalım üzerindeki etkisini

değerlendirmektir. Toplam 53 FLT3-mutasyon pozitif AML olgusu (28 kadın, 25 erkek) retrospektif olarak

incelenmiştir. Ortalama yaş 54.7 olup, ortalama sağkalım 370 gün olarak bulunmuştur. NPM1 negatif

olgularda ortalama sağkalım 503 gün, NPM1 pozitif olgularda ise 228 gün olarak saptanmıştır. Bu bulgu

literatürdeki genel eğilimle ters düşmekte olup, söz konusu farkın hastaların tedaviye erişim olanakları veya

yüksek doz konsolidasyon tedavisine ulaşabilme kapasiteleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. FLT3

inhibitör tedavisine erişebilen 26 hastada ortalama sağkalım 441 gün iken, bu tedaviye erişemeyen 27

hastada 302 gün olarak belirlenmiştir. Allojenik kök hücre nakli uygulanan olgularda sağkalımın, nakil

yapılmayanlara göre ortalama 513 gün daha uzun olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, FLT3-mutasyon

pozitif AML’de sağkalımın yalnızca genetik belirteçlerle değil; uygun ve zamanında yapılan genetik

testlerin doğruluğu, ek mutasyonların varlığı, tedaviye erişim olanakları ve klinik yönetim stratejilerinin

bütüncül etkileşimiyle belirlendiği görülmektedir. Bulgular, yeni tanı AML olgularında FLT3

mutasyonunun hızlı ve doğru biçimde tanımlanmasının, hedefe yönelik tedavilerin etkin biçimde

uygulanabilmesi ve sağkalımın iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.