3. Ulusal HematoOnkoGenetik Kongresi, Antalya, Türkiye, 27 - 30 Kasım 2025, ss.167, (Özet Bildiri)
Hematoloji pratiğinde, anemi ile başvuran olgularda eşlik eden dismorfik özellikler ve multisistem
anomalilerin değerlendirilmesi, tanı sürecinde hematogenetik yaklaşımın önemini ortaya koymaktadır. Bu
bildiride, daha önce bildirilmemiş hematolojik bulguların eşlik ettiği nadir bir sendrom tanısı alan bir
hastamızda tanıya giden süreç ayrıntılı olarak aktarılması amaçlanmıştır. 14 yaşında erkek hasta, demire
yanıtsız demir eksikliği anemisi, atnalı böbrek ve bilişsel gerilik olması nedeniyle Tıbbi Genetik
polikliniğine başvurmuştur. Anamnezinde neonatal sarılık nedeniyle yenidoğan yoğun bakım yatış öyküsü,
tekrarlayan demir tedavilerine kısmi yanıt ile seyreden kronik anemi, motor ve dil gelişiminde belirgin
gecikme ve okul başarısında düşüklük mevcuttu. Fizik muayenede boy (-0,51 SD) ve kilo (+0,34 SD), baş
çevresi ise (+1,98 SD) olarak değerlendirilmiş olup bilateral 4. ve 5. metakarp kısalığı, pektus ekskavatum,
X bacak deformitesi ve dismorfik yüz görünümü saptandı. Pedigrisinde ebeveynlerin aynı köyden olduğu,
ancak ailede benzer öykü bulunmadığı öğrenildi. Hastada öncelikli olarak Fanconi anemisinin dışlanması
amacıyla yapılan diepoksibütan (DEB) testi normal (kırık/hücre <1) olarak bulundu. Tüm ekzom dizileme
(WES) analizinde tespit edilen SLC11A2 genindeki heterozigot c.1575+4A>C varyantı raporlandı ancak
klinik olarak anlamlı bulunmadı. Tanısal sürecin devamında yapılan mikrodizin analizinde ise 2q37.3
bölgesinde yaklaşık 4.6 Mb büyüklüğünde delesyon saptandı ve hastaya “Brachydactyly-Mental
Retardation (BDMR) sendromu” tanısı kondu. BDMR sendromu, nadir görülen otozomal dominant bir
bozukluk olup; brakidaktili, bilişsel gerilik, dismorfik yüz bulguları ve böbrek anomalileri ile
karakterizedir. Patogenezde HDAC4 geninin delesyonu kritik rol oynamaktadır. Literatürde hematolojik
bulguların BDMR sendromunda oldukça nadir tanımlandığı bilinmektedir. Bu nedenle, olgumuzda demire
dirençli demir eksikliği anemisinin başvuru nedeni olması, sendromun fenotipik çeşitliliğini göstermesi
açısından özgünlük arz etmektedir. Bu vaka, anemi ile takipli olup, sendromik fenotip gösteren ve ileri
genetik inceleme ile BDMR tanısı alan nadir bir örnektir. Bulgular, hematogenetik yaklaşımın önemini ve
hematolojik bulgularla seyreden sendromik olgularda mikrodizin analizinin ayırıcı tanıdaki değerini
vurgulamaktadır.