Lipoprotein(a)’nın Klinik Pratikte Kullanımı: Tekrarlayan Ölçümler Gerçekten Gerekli mi?


Creative Commons License

Manav C., Kocatürk E., Işıklar Ö. Ö., Kayadibi H., Alataş İ. Ö.

XXVI. Ulusal Klinik Biyokimya Kongresi, Muğla, Turkey, 23 - 26 April 2026, pp.116, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Muğla
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.116
  • Eskisehir Osmangazi University Affiliated: Yes

Abstract

Amaç: Lipoprotein(a), apolipoprotein B’ye disülfit köprüsüyle bağlanmış spesifik bir glikoprotein olan apolipoprotein(a) içeren, LDL benzeri bir moleküldür. Lipoprotein(a)’nın patofizyolojik önemi; apolipoprotein(a)’nın plazminojen ile yüksek oranda yapısal homoloji göstermesine rağmen protrombotik ve antifibrinolitik etkileri olmasının yanı sıra, kolesterol içeriğinin intimal birikimi sonucu tetiklenen aterojenik süreçlere dayanmaktadır. Klinik veriler, lipoprotein(a) düzeylerine bağlı kardiyovasküler riskin 62-105 nmol/L bandında artmaya başladığını, 105 nmol/L eşik değerinin üzerinde ise bu riskin klinik olarak anlamlı bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Lipoprotein(a) düzeyi, %90’a varan oranlarda genetik olarak belirlenmekte olup yaşam boyu görece stabildir ve bu süreç apolipoprotein(a)’yı kodlayan LPA genindeki varyasyonlar tarafından yönetilir. Diyet ve fiziksel egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklerinin lipoprotein(a) düzeyi üzerine anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır ve statin tedavisinin lipoprotein(a) düzeyini azaltmadığı da gösterilmiştir. Ailesel hiperkolesterolemili hastalarda yüksek lipoprotein(a) düzeyleri, kardiyovasküler hastalıkları artıran bağımsız bir risk faktörü olup bu hastalara uygulanan PCSK9 inhibitörü tedavisi ile lipoprotein(a) düzeylerinde %20-30 oranında düşüş sağlanabilmektedir ancak ülkemizde bu tedavinin rutin klinik uygulamada kullanımı oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada lipoprotein(a)’nın birey içi değişkenliği incelenerek rutin tekrarlayan ölçümlerin gerekliliğini araştırmak amaçlandı.

Yöntem: Çalışmaya 1 Aralık 2024 – 1 Aralık 2025 tarihleri arasında lipoprotein(a) ölçümü yapılan 706 hasta dahil edildi. Laboratuvar Bilgi Sistemi verileri incelenerek bu hastalardan birden fazla ölçümü olanlar belirlendi ve bu hastalar ilk ve son ölçümlerindeki lipoprotein(a) düzeylerine göre <62 nmol/L (düşük risk), 62-105 nmol/L (orta risk), >105 nmol/L (yüksek risk) olmak üzere üç risk grubuna ayrıldı. Lipoprotein(a) düzeylerindeki ilk ve son ölçümler arasındaki farkın klinik olarak anlamlı olup olmadığını belirlemek amacıyla bu ölçümler arasındaki değişim yüzdesi, referans değişim değeri (RCV) ve total kabul edilebilir hata (TEa) hesaplandı. CVa değeri laboratuvarımızdaki iç kalite kontrol verilerinden, bias değeri ise dış kalite kontrol programı verilerinden sırasıyla %4.05 ve %5.15 olarak hesaplandı. CVi için güncel EFLM biyolojik varyasyon verisi (%10.2) kullanıldı ve RCV %30.39, TEa ise %11.83 olarak bulundu.

Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 706 hastanın 460’ının tek bir, 246’sının birden fazla lipoprotein(a) ölçümü vardı. Bu 246 hastada ilk ve son ölçümler arasındaki değişim yüzdesi; hastaların %80.5’i (n=198) için RCV’nden, %46.7’si (n=115) için TEa’dan küçüktü. Değişim yüzdesi RCV ve TEa’dan daha yüksek olan hastalardaki bu değişimin klinik olarak anlamlı olup olmadığını görmek amacıyla, hastaların ilk ve son ölçümlerine göre hangi risk grubunda yer aldıkları incelendi. Yüzde değişimi RCV’nden daha yüksek olan 48 hastanın %85.4’ünün (n=41); TEa’dan yüksek olan 131 hastanın ise %91.6’sının (n=120) aynı risk grubunda kaldığı ve sırasıyla %10.4 (n=5) ve %6.8’inin (n=9) daha düşük risk gruplarına geçtiği görüldü. Her iki grupta da yalnızca aynı 2 hasta daha yüksek risk grubuna geçti. Bu hastaların her ikisi de ilk ölçümlerine göre düşük risk grubunda yer alırken, son ölçümlerine göre birinin orta risk grubuna, diğerinin ise yüksek risk grubuna geçtiği görüldü.

Sonuç: Sonuç olarak; ölçümler arasındaki yüzde değişimi, RCV ve TEa değerine göre yüksek olan ve tekrar ölçümün anlamlı olabileceği hastalarda dahi, hastaların klinik risk gruplarının değişme oranının düşük olduğu görülmüştür. Değişiklik olan hastalar ise çoğunlukla daha düşük risk gruplarına geçiş göstermiştir. Bu durum, lipoprotein(a) için rutin tekrar ölçümlerin gerekli olmadığını desteklemektedir.

Anahtar Kelimeler: lipoprotein(a), referans değişim değeri, total kabul edilebilir hata