Karstlaşmanın Tektonik Jeomorfolojiye Etkileri: Eskişehir Fay Zonu Örneği
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, Fen Bil.Enst.Md.Lüğü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MOHAMMED HAWWAS HAYAS HAYAS
Danışman: Erhan Altunel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Eskişehir Fay Zonu (EFZ), Batı Anadolu'nun açılma ile Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun doğrultu atımlı rejimleri arasında yer alan önemli bir neotektonik yapıdır. İnönü-Eskişehir Havzası'nı güneyden sınırlayan EFZ, kuzeye eğimli belirgin bir morfolojik sarplık oluşturur. Arazi çalışmaları, fayın normal karakterde olduğunu ve kuzey bloğun düştüğünü göstermiştir. Ancak, İnönü-Kandilli arasında faylanmaya morfolojisi, tipik normal fay yapılarından farklılıklar göstermektedir. Bu durum, morfolojinin oluşumunda tektonik hareketlere ek olarak başka jeolojik süreçlerin de etkili olduğuna işaret etmektedir. Morfometrik indeksler, İnönü-Kandilli arasında tektonik kontrolün karstik yapılar tarafından büyük ölçüde maskelendiğini göstermiştir. Düşük Rb ve Dd değerleri, karstik yapıların yüzey drenajını kısıtladığını; hipsometrik analizlerin ise aktif bir fayda beklenmeyen olgun morfolojiyi göstermesi, bölgedeki karstlaşmanın etkisi HI değerlerinin düşürmesine sebep olmuştur. Jeofizik çalışmalarda, Mikrogravite ölçümleri fay zonu boyunca yeraltı boşlukları veya kırıklarla ilişkili düşük yoğunluklu anomaliler saptamıştır. ERT profilleri, bu anomali alanlarında suya doygun (düşük özdirenç) ve hava dolu (yüksek özdirenç) zonlar tespit ederek gelişmiş bir karstik boşluk ağının varlığına göstermiştir. Mikrotremor ölçümleri, temel kaya derinliğinde ani değişimler göstermiş bu durum da yeraltı karstik yapıların çökmesiyle açıklanmıştır. Sonuç olarak, bölgedeki morfolojik yapılanma yalnızca tektonik hareketlerle değil, yoğun karstik aktivitelerle de kontrol edilmektedir. Fayın önceki doğrultu atımlı rejimi, karbonatlı kayalarda deformasyon yaratmış, ve bu zonda karstlaşmayla geniş bir yeraltı boşluk ağı oluşmuştur. Normal fay rejimine geçişle bu boşlukların kısmen çökmesi, günümüzdeki yüzey morfolojisini şekillendirmiştir. Bu durum, benzer bölgelerde morfolojik ve tektonik analizlerin karstik süreçler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışma, yerleşim bölgelerinde karstik yapıların çökme riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermektedir.