Kuru tip yaşa bağlı makula dejenerasyonunda drusen ve retiküler psödodrusen olgularında koryokapillaris damar yoğunluğunun optik koherens tomografi anjiyografi ile değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Gizem Canıtez Kaygusuz
Danışman: Nazmiye Erol
Özet:
Canıtez Kaygusuz, G. Kuru Tip Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunda Drusen ve
Retiküler Psödodrusen Olgularında Koryokapillaris Damar Yoğunluğunun Optik
Koherens Tomografi Anjiografi ile Değerlendirilmesi, Eskişehir Osmangazi
Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı, Tıpta Uzmanlık Tezi,
Eskişehir, 2022. Çalışmamızın amacı drusenli kuru tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonu
(YBMD) hastalarında retiküler psödodrusen (RPD) oranını belirlemek ve drusenli
hastalar, RPD’li hastalar ve sağlıklı gönüllülerden oluşan üç grubun koryokapillaris (CC)
damar yoğunluklarını karşılaştırarak neovasküler tip YBMD ve coğrafik atrofiye ilerleme
riskini belirlemek, tedavi ve takip sıklığının risk gruplarına göre belirlenmesine yardımcı
olmaktır. Kesitsel vaka analizi şeklinde tasarlanan ç alışmamıza Eskişehir Osmangazi
Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları kliniğine mayıs 2022-kasım 2022 tarihleri
arasında başvuran 50 yaş üzeri drusenli kuru tip YBMD hastaları alındı. Hasta grubuna
druseni olan 106 hastanın 119 gözü, RPD’si olan 14 hastanın 18 gözü, kontrol grubuna
ise 120 olgunun 185 gözü dahil edildi. Fundus muayenesi, ardından Swept Source optik
koherens tomografi (SS-OKT) ve Swept Source optik koherens tomografi anjiografi (SS-
OKTA) ile makula analizleri yapıldı. Hasta grubunda RPD oranı %11,6 bulundu. Hasta
grubunda tüm kadranlarda CC damar yoğunluğunda RPD’li grupta daha fazla olmak
üzere kontrol grubuna oranla istatiksel olarak anlamlı azalma görüldü. Ayrıca bu ç
alışmada yaş ve cinsiyet ile CC ilişkisine bakıldı. Kontrol grubunda kadınların üst
kadran CC damar yoğunluğunun erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu
görüldü. Diğer kadranlarda anlamlı fark bulunmadı. Hasta grubunda ise cinsiyet açısından
istatistiksel anlamlı fark görülmedi. Yaş ile CC ilişkisine baktığımızda ise kontrol
grubunda alt ve santral kadranlarda, ilerleyen yaş ile CC damar yoğunluğu arasında,
istatistiksel anlamlı azalma bulundu, drusenli ve RPD’li hastalarda ise yaş ile CC damar
yoğunluğu arasında hiçbir kadranda negatif yönlü anlamlı fark bulunmadı. Sonuç olarak
drusenli olgularda CC damar yoğunluk kaybı meydana gelmektedir. İleri YBMD için risk
faktörü olan RPD’nin erken dönemde saptanmasının takip sürelerini belirlemede hasta
bilgilendirilmesinde önemli olacağı düşüncesindeyiz.