Normozoospermik ve non-normozoospermik hasta gruplarında dna fragmentasyon oranının sperm anöploidilerine etkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, TIBBİ GENETİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYÇA DEMİREL
Danışman: SEVİLHAN ARTAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Normozoospermik ve non-normozoospermik hasta gruplarında DNA fragmentasyon oranının sperm anöploidilerine etkisi İnfertilite, doğum kontrol yöntemi uygulamayan çiftlerde 1 yıllık sürede gebeliğin gerçekleşmemesidir. Çiftlerin yaklaşık %10-15'i infertilite problemi ile karşılaşmaktadır. Günümüzde erkek bireyin değerlendirilmesinde rutin olarak, spermiyogram analizi kullanılmaktadır. Bu analiz sayesinde erkek infertilitesinin yaklaşık % 40-60'ında altta yatan etken ortaya konulabilmekteyken yaklaşık % 50'lik bir kısmında sorunun ana kaynağı tam olarak anlaşılamamakta ve idiyopatik infertilite olarak sınıflandırılmaktadır. Bu hasta grubu için de tanıyı koydurtabilecek ve tedaviye yön verecek yeni testlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda son yıllarda en çok üzerinde durulan konulardan biride "Sperm DNA Hasarı" dır. Çalışmamızda infertilite öyküsü olan ve spermiogram/sperm fonksiyon testlerinde non-normozoospermik tanısı alan 48 olgudan elde edilen semen örneklerinde DNA fragmentasyon oranları SCD(Sperm Chromatin Dispersion) testi ile incelenmiş ve örneklerin DNA fragmentasyon oranları, sağlıklı, fertil olduğu bilinen 50 normozoospermik birey örnekleriyle karşılaştırılmıştır. Sperm örneklerinde ayrıca kromozom 13, 18, 21, X, Y dizomileri ile diploidi oranları Floresan In Situ Hibridizasyon (FISH) analizi ile araştırma ve kontrol grupları arasında karşılaştırılmış, fragmentasyon oranı ile kromozom anöploidi/poliploidi ilişkileri değerlendirilmiştir. DNA fragmantasyon değerlendirmesinde küçük halo/halo yok olarak değerlendirilen spermatozoa sıklığı non-normozoospermik grupta %45 iken kontrol grubunda bu oran %24' tür.Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. (p=<0.001). Hasta ve kontrol grubunda saptanan toplam halo oranı ile dizomi 13 ve 18 arasında istatistiksel bir farklılık gözlenirken fragmente DNA belirteci olan küçük halo ile otozomal ve seks kromozomal anöploidiler arasında anlamlı düzeyde bir korelasyon saptanmamıştır. Yani kromozomal anöploidi ile fragmente DNA belirteci olan küçük halo ilişkisi bu çalışmada gözlenmemiştir. Ancak, poliploidi olarak ifade edebileceğimiz diploidik spermatozoa oranları arttıkça küçük halo oranının da anlamlı düzeyde arttığı dikkati çekmiştir. İnfertilite nedeniyle klinik değerlendirmeye alınan olgularda rutin spermiogram ve morfolojik sperm analizlerinin yanısıra DNA fragmentasyonunun da değerlendirilmesi gerektiği, yardımcı üreme tekniklerinden yararlanacak DNA fragmantasyon indeksi (DFI) oranı yüksek olan olgularda, fragmentasyon-anöploidi korelasyonu nedeniyle iv preimplantasyon genetik tarama yaklaşımının uygulanmasının başarıyı arttıracağı düşünmekteyiz.