Temporin-Ba yüklü kitosan nanopartiküllerin antibakteriyel aktivitesinin araştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YAĞMUR ÖZTÜRK

Danışman: Ahmet Çabuk

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın temel amacı, antimikrobiyal peptitlerin sınırlı stabilite ve biyoyararlanım sorunlarını aşmak amacıyla kitosan nanopartiküllerini potansiyel taşıyıcı sistem olarak değerlendirmek ve bu sistemin endodontide geleneksel irrigasyon çözeltilerine alternatif olma potansiyelini araştırmaktır. Bu kapsamda Temporin-Ba (TemBa) peptiti kitosan nanopartiküllerine yüklenmiş, elde edilen formülasyonlar fizikokimyasal olarak karakterize edilmiş ve biyolojik aktiviteleri değerlendirilmiştir. Yükleme kapasitesi ve kapsülleme verimliliği, sistemin peptiti bünyesine alabilme potansiyelini doğrulamış, ancak kitosanın yapısal özellikleri nedeniyle sınırlı kalmıştır. DLS analizleri boş nanopartiküllerin monodispers ve kararlı yapıda olduğunu, peptit yüklemesi sonrasında boyut ve heterojenliğin arttığını göstermiştir. SEM ve TEM bulguları bu durumu desteklemiş; FT-IR peptit–kitosan etkileşimlerini doğrulamış, TGA ise peptit katkısının yapıya kısmi termal direnç kazandırdığını ortaya koymuştur. Antimikrobiyal değerlendirmelerde, ham peptitin hem Gram-negatif hem de Gram-pozitif bakterilere karşı etkili olduğu; nanopartikül formülasyonlarının ise Gram-negatiflere karşı kısmen, Gram-pozitiflere karşı ise sınırlı etkinlik gösterdiği belirlenmiştir. MIC analizleri, ham peptitin bakteriyel büyümeyi inhibe etme potansiyeline sahip olduğunu, ancak nanopartikül formülasyonlarında peptitin salımının kısıtlı olması nedeniyle etkinliğin azaldığını göstermiştir. Sonuç olarak, kitosan nanopartiküllerinin TemBa gibi antimikrobiyal peptitlerin taşınmasında kullanılabileceği ortaya konmuştur. Endodontide, geleneksel irrigasyon çözeltilerinin sınırlamalarını aşabilecek biyouyumlu ve hedeflenebilir bir alternatif oluşturma potansiyeli dikkat çekmektedir. Bununla birlikte kapsülleme verimliliğinin artırılması, salımın optimize edilmesi ve Gram-pozitif bakterilere karşı etkinliğin geliştirilmesi, klinik uygulamalara geçiş için kritik görülmektedir.