Kur'ân-ı Kerîm'de Müşriklerin Safsataları
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri (Dr), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUHAMMET HANİFİ ÖN
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Fatma Asiye Şenat
Özet:Bu çalışma, Kur'an-ı Kerim'de müşriklerin ulûhiyet, ahiret, nübüvvet ve Kur'ân-ı Kerîim'e yönelik söylemlerini incelemekte ve bu söylemlerin arkasındaki akıl yürütme biçimlerini safsatalar çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Kur'an'da müşriklere ait söylemler, tarihî bir olgunun ötesinde, bireyi ve toplumu ikna etmeye yönelik sistemli bir strateji olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, müşriklerin itikadî, sosyal ve siyasî yapılarına dair veriler incelenmiş; vahyi reddetme süreçlerinde nasıl bir manipülasyon dili kullandıkları, ne tür safsatalarla hakikati çarpıtmaya çalıştıkları ortaya konmuştur. Çalışmada doküman inceleme yöntemi benimsenmiş, müşrik söylemlerini barındıran ilgili ayetler tarihsel bağlamları dikkate alınarak klasik ve modern tefsir literatürü ışığında analiz edilerek safsata değeri/niteliği tespit edilmeye; safsata türü ya da safsataların yöneltildiği hedeflerin tercih edilme sıklığı ile ilgili karşılaştırmalar yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma bulgularına göre müşrikler, çoklu ilah tasavvuruna sahip olmaları, meleklere ve cinlere ulûhiyet atfetmeleri, şirk inancını atalar kültüyle meşrulaştırmaları gibi nedenlerle Allah inancını tevhit ekseninden saptırmışlardır. Bunun yanı sıra, yeni dini kabul etmek istemeyen müşrikler, peygamberleri küçümseyici, aşağılayıcı ve gerçekliği çarpıtıcı (örneğin sihirbaz, mecnun, sapkın gibi) ithamlarla yaftalayarak hem onları itibarsızlaştırmayı hem de toplum nezdinde etki alanlarını sınırlandırmayı hedeflemişlerdir. Bu söylemler, "adam karalama", "kuyuyu zehirleme", "ağdalı dil" ve "sahte otoriteye başvurma" gibi çeşitli safsata türleriyle örtüşmektedir. Ayrıca, ilahî mesajı itibarsızlaştırmak amacıyla vahyin kaynağına yönelik sihir, karmakarışık düşler ve eskilere ait masallar ithamlarında bulunulmuş; bu söylemlerle yeni dine karşı menfi bir toplumsal algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Müşrikler, müminlere yönelik "zayıf", "dar görüşlü", "ayak takımı" gibi aşağılayıcı ifadeler kullanarak yeni dinin toplumsal meşruiyetini zayıflatmayı ve onun kamuoyu nezdinde dikkate değer olmadığı izlenimi oluşturmayı hedeflemişlerdir. Diğer taraftan müşriklerin özellikle "adam karalama", "yanlış sebep", "korkuluk adam" ve "kaynağı zehirleme" gibi yanlış akıl yürütme ve duygusal yönlendirmeye dayanan safsata türlerini diğerlerine göre daha sık kullandıkları tespit edilmiştir. Araştırmada, çalışmanın kapsamı dışına çıkmamaya dikkat edilerek günümüz inkârcı kesimin İslam'a ve ona ait değerlere yönelik söylem ve iddiaları, başta nüzul dönemi olmak üzere diğer peygamberlerin dönemlerinde ileri sürülen söylemlerle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu çerçevede, günümüz inkârcıları ve geçmişteki inkârcıların düşünsel süreçleri benzer bir yapıya; yaklaşım ve tutumlarının ise kılık değiştirmiş bir forma sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Kur'an'da muhatap alınan müşriklerin söylemleri gelişigüzel ve sıradan tepkiler değil; bilinçli olarak yapılandırılmış, propaganda niteliği taşıyan ve safsatalar yoluyla hakikatin üzerini örten stratejik eylemler olarak değerlendirilmelidir. Bu tespit, Kur'an'ın eleştirel düşünmeye dayalı yapısını ve muhatapları düşünsel olarak bilinçlendirme gayesini ortaya koymak açısından önem arz etmektedir.