Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde akut böbrek hasarının yenibiyobelirteçler ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KADİR CAN YOLCU

Danışman: Ener Çağrı Dinleyici

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Akut böbrek hasarı (ABH), çocuk yoğun bakım ünitelerinde (ÇYBÜ) sık görülen, morbidite ve mortaliteyi artıran ciddi bir komplikasyondur. ABH olgularında erken tanı kritik öneme sahiptir; ancak serum kreatinin ve saatlik idrar çıkışı gibi geleneksel belirteçler sıklıkla geç yanıt vermektedir. Bu çalışmada, yoğun bakım ünitesinde izlenen çocuk hastalarda ABH'nin erken tanısında idrar nötrofil jelatinaz‐ ilişkili lipokalin (NGAL), interlökin‐9 (IL-9) ve olfaktomedin‐4 (OLFM-4) düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Prospektif, tek merkezli bu çalışmaya Ekim 2024–Nisan 2025 arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi ÇYBÜ'de izlenen 55 hasta dahil edildi. ABH tanı ve evrelemesi pRIFLE ve KDIGO kriterlerine göre yapıldı. İdrar örnekleri yatışta (0. saat), 48. saat ve 72. saatte alındı; NGAL, IL‐9 ve OLFM‐4 düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçüldü. İzlemde ABH gelişen hasta grubu (n=30) ile gelişmeyen grup (n=25) karşılaştırıldı. ABH grubunda idrar NGAL ve IL‐9 düzeyleri tüm zaman noktalarında kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek saptandı (NGAL için 0., 48. ve 72.saatte p 0.05). İdrar NGAL düzeyleri idrar IL‐9 ve OLFM‐4 düzeyleri ve serum üre azotu ve kreatinin düzeyleri ile pozitif; saatlik idrar çıkışı ile ise negatif korelasyon saptandı (tümü için p<0.001). Biyobelirteç düzeyleri sepsis durumu, ABH evresi veya renal replasman gereksinimine göre farklılık göstermedi. Sonuç olarak, idrar NGAL ve IL‐9, pediatrik yoğun bakım hastalarında ABH'nin erken tanısında umut vaat eden belirteçlerdir; idrar OLFM‐4 düzeylerinin ise tanısal katkısı sınırlıdır. Bu bulgular ışığında idrar NGAL ve IL‐9 düzeylerinin çocuk hastalarda ABH olgularında erken tanı ve tedavisinde etkinliğinin daha geniş çalışmalar ile değerlendirilerek, rutin protokollerde kullanımına karar verilebilecektir.