Maksiller Darlığa Sahip Bireylerde Uygulanan Farklı Üst Çene Genişletme Apareylerinin Dentofasiyal Yapılar Üzerine Etkilerinin Ultrasonografi Ve Ultra Düşük Doz Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi İle Değerlendirilmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ, KLİNİK BİLİMLER BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİMGE SOYDAN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Rıdvan Okşayan

Eş Danışman: İbrahim Şevki Bayrakdar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu prospektif klinik çalışmanın amacı, hibrit ve akrilik bonded RME apareyinin dentofasiyal yapılar üzerine etkilerini, KIBT ve USG ile değerlendirip elde edilen sonuçları karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Prospektif çalışmamızın materyalini, 30 hastanın genişletme öncesinde (T0), aktif genişletmenin sonunda (T1) ve 3 aylık pekiştirme dönemi sonunda (T2) alınan ultra düşük doz KIBT ve USG kayıtları oluşturmaktadır. Hastalar randomize olarak 2 gruba ayrılmıştır. Akrilik bonded RME grubunu, yaşları ortalama 12.6 ± 1.4 olan 15 hasta, hibrit RME grubunu yaşları ortalama 13.1 ± 1.8 olan 15 hasta oluşturmaktadır. Genişletme vidası, midpalatal sutur açılıncaya kadar sabah, akşam günde toplam 2 çeyrek tur (0.44 mm/gün), sutur açıldıktan sonra ise günde 1 çeyrek tur aktive edilmiştir. Maksiller 1.molar dişin palatinal tüberkülü ile mandibular 1.molar dişin bukkal tüberkülü arasındaki ilişkiye bakılarak retansiyon dönemine geçilmiş, apareyler pasif bir şekilde 3 ay boyunca ağızda tutulmuştur. Sert ve yumuşak dokuda meydana gelen değişimler lateral ve postero-anterior sefalometrik analizlerde, KIBT verilerinden elde edilen kesitlerde ve USG aksiyal kesitinde değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler, IBM SPSS V23 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: İki aparey grubunda sagital, vertikal yönde meydana gelen dişsel, iskeletsel etkiler benzerdir. Midpalatal suturun açılmasıyla maksillar ve nazal genişlikte önemli artışlar tespit edilmiştir. (p<0.001) Koronal kesitte, iki grupta da iskeletsel transversal artışlar benzerdir. Dişsel ölçümlerdeki artışlar, iskeletsel ölçümlerdeki artışlardan yüksek bulunmuş, piramit şekilli bir genişleme gerçekleşmiştir. 1.premolar dişlerin pulpa odaları arasındaki mesafe, tedavi sonunda akrilik grupta hibrit gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. (p=0.024) Aksiyal kesitte, midpalatal sutural açılma özellikle anterior bölgede hibrit grupta daha fazladır, USG'de DR-DL, ER-EL mesafelerinde iki grup arasındaki fark anlamlıdır. (p=0.022, p=0.018) Hem KIBT, hem USG'de anterior, orta ve posterior seviyelerdeki midpalatal sutural açılma birbiriyle yüksek korelasyon göstermektedir. Fakat, KIBT ile USG ölçümleri arasındaki korelasyon zayıf bulunmuştur. Sonuç: Her iki apareyin de dentofasiyal etkileri benzer bulunmuştur. İki aparey grubunda da, midpalatal sutural ayrılma KIBT ve USG görüntülerinde tespit edilmiştir. USG, RME tedavisinde sutural açılmanın tespitinde radyasyon içeren görüntüleme yöntemleri yerine kullanılabilir. Fakat açılma miktarının ölçümünde güvenilirliği sınırlıdır.