Diyalize girmeyen kronik böbrek hastalığı olan çocuklarda çocuklarda anjiotensin peptid düzeylerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EZGİ PALA

Danışman: Nuran Çetin

Özet:

Pala, E. Diyalize Girmeyen Kronik Böbrek Hastalığı Olan Çocuklarda

Anjiotensin Peptit Düzeylerinin Araştırılması. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Tıpta Uzmanlık Tezi,

Eskişehir, 2024. Kronik böbrek hastalığı (KBH), 3 aydan uzun süreli glomerüler

filtrasyon hızında (GFH) geri dönüşümsüz azalma ile seyreden ilerleyici bir hastalıktır.

Çalışmamızda, diyalize girmeyen KBH tanılı çocuklarda anjiotensin peptit

düzeylerinin karşılaştırılması ve kardiyak fonksiyonlarla ilişkisinin değerlendirilmesi

amaçlanmıştır. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim

Dalı’nda KBH tanısı olan 37 hasta ve 48 çocuk kontrol grubu olarak dahil edildi.

Olgulardan alınan serum ve idrar örneklerinden ELISA yöntemi ile anjiotensin

peptitleri (anjiotensin A, anjiotensin 2, anjiotensin 1-7, alamandin, anjiotensin

dönüştürücü enzim 1, anjiotensin dönüştürücü enzim 2) çalışıldı. M-mode, pulsed

wave doppler, doku doppler ve speckle tracking strain ile ekokardiyografik

görüntülemeleri Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı’nda yapıldı. KBH’li çocukların

%43,2’si (n=16) kız, kontrol grubunun %39,5’i (n=19) kızdı (p>0,05). Hastaların

%67,6’sinde (n=25) etiyolojide doğumsal böbrek ve üriner sistem anomalileri

(DBÜSA) saptandı. Hasta ve kontrol gruplarının serum anjiotensin peptit düzeyleri

benzerdi (p>0,05), idrar düzeyleri hasta grubunda daha düşük saptandı (p<0,001).

Hipertansiyon varlığında idrar anjiotensin peptit düzeyleri daha düşüktü. (p<0,001).

KBH evresi ilerledikçe idrar anjiotensin peptit düzeyleri daha düşüktü (p<0,001)

Çalışmamız böbrek fonksiyon bozukluğu, hipertansiyon ve kardiyak etkilenimde

RAAS’ta (renin anjiotensin aldosteron sistemi) değişiklikler olduğunu göstermekte ve

ileri ekokardiyografik yöntemlerin konvansiyonel ekokardiyografiye göre kardiyak

etkilenmeyi belirlemede daha üstün olduğunu desteklemektedir.