Avrupa Birliğinin yumuşak gücü ve koşulsallık bağlamında 1999 sonrası Türkiye ile ilişkileri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SOSYAL BİLİMLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BARIŞ SEVİNÇLİ
Danışman: CENGİZ DİNÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Avrupa Birliğinin dış politikada kullanmayı tercih ettiği güç türü akademik alanda ve uluslararası siyasette büyük tartışma konusudur. Konsey ve Komisyon belgeleri, kurucu antlaşmalar ve Yüksek Temsilcilerin konuşmaları Birliğin uluslararası ilişkilerde yumuşak gücü kullanan barış yanlısı normatif bir aktör olduğunu göstermektedir. Özellikle Birliğin iki dünya savaşının yıkıntılarından ders alarak başlattığı bütünleşme hareketi, günümüzde altı üyeden yirmi sekiz üyeye ulaşarak tüm kıtada barış, refah ve huzur getirmiştir. AB yumuşak gücünün en etkili silahı siyasi koşulsallığıdır. Koşulsallık genellikle aday ülkelerin, Birliğe üye olabilmeleri için insan hakları ve demokrasi konusundaki yerine getirmeleri gereken yasal düzenlemeleri kapsar. Siyasi koşulsallık stratejisi ilk olarak Yunanistan, Portekiz, İspanya'nın adaylık süreçlerinde kullanılmış, gerçek manada Kopenhag Kriterlerinin kabul edilmesiyle Merkezi ve Doğu Avrupa genişlemesinde, etkili şekilde uygulanmıştır. Koşulsallık genel olarak aday ülkede ilerleme raporlarının yayınlaması ve müzakere sürecinde fasılların açılıp kapanması şeklinde uygulanır. Bu doğrultuda Türkiye, müzakere süreci devam eden aday bir ülke olması ve yirmi yıldır üyelik süreci devam etmesine rağmen halen nihai hedefe ulaşamaması nedeniyle koşulsallık bağlamında incelenmesi gereken bir örnektir. Bu çalışmanın iki hedefi vardır. Birincisi Avrupa Birliği'nin yumuşak gücünün, koşulsallık bağlamında bazı dönemlerde idam cezasının kalkması, ordunun sivil yönetim üzerindeki etkisinin azaltılması, Kürt ve diğer azınlıklara daha fazla haklar verilmesi gibi Türkiye'de yapılması 'imkânsız' olarak görülen reformların gerçekleştirilmesindeki etkisini açıklamaktır. Tezin ikinci hedefi, aday bir devlet olmasına ve müzakere süreci devam etmesine rağmen koşulsallığın Türkiye örneğinde niçin başarısız olduğunu ortaya koymaktır. Bu hedeflerin konulmasının sebebi, koşulsallığın daha önceki genişleme dalgalarındaki başarısına rağmen Türkiye örneğinde neden başarısız olduğunu incelemektir. Çalışma güvenilir bir üyelik perspektifinin ve teşvikinin olması durumunda koşulsallığın Türkiye örneğinde işe yaradığını, bunun olmaması durumunda bugünkü durumda olduğu gibi ilişkilerin kopma noktasına geldiğini savunmaktadır. Sonuç olarak çalışmada, karşılıklı güvensizlik ve endişelerden dolayı Türkiye'nin Avrupa Birliğine yakın bir gelecekte üye olamayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Türkiye, Yumuşak Güç, Koşulsallık