Over kistektomi ameliyatı sonrası anti Müllerian hormon-folikük stimüle edici hormon-lüteinizan hormon ve estradiol yansımaları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YUSUF TÜRK

Danışman: AHMET BAŞAR TEKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Over kistlerinin tedavisinde laparoskopik eksizyon kullanılması jinekolojik cerrahlar arasında gittikçe artan oranlarda kullanılan ve kabul görmüş bir tedavi yöntemidir. Bununla birlikte bu cerrahi prosedürün rezidüel over parankimi üzerine olan yan etkileri konusundaki veriler henüz yeterli değildir. Bizim çalışmamızın amacı laparoskopik over kist eksizyonu sonrası over rezerv belirteçleri üzerine etkisini araştırmaktır. 18-45 yaş arası benign over kisti nedeniyle laparoskopik cerrahi geçiren 54 hasta çalışmaya dahil edildi. Araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden, menstruel siklusları düzenli seyreden, perimenopozal semptomları olmayan, herhangi bir endokrin patolojisi saptanmamış, ailesinde prematür over yetmezliği (POF) öyküsü olmayan 55 hasta çalışmaya dahil edildi. Preoperatif dönemde menstrüel siklusun 3. günü kanda folikül stimüle edici hormon (FSH), lüteinizan hormon (LH), östradiol (E2) ve anti-müllerien hormon (AMH) ölçümü yapıldı ve FSH/LH oranı hesaplandı; transvajinal veya transabdominal ultrasonografi (USG) ile her iki overdeki toplam bazal antral folikül sayısı (AFS) bakıldı. Postoperatif 6. ayda kontrole çağrılan hastalarda menstrüel siklusun 3. günü kanda FSH, LH, E2 ve AMH tekrar bakıldı ve FSH/LH oranı hesaplandı; transvajinal veya transabdominal USG ile de AFS tekrar değerlendirildi. Kontrol grubuna göre FSH ortalama postoperatif değeri preoperatif değerlere göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.001). Kontrol grubuna göre bazal AFS için ise postoperatif değeri preoperatif değerlere göre anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.001). Bu bulgular literaturdeki, over rezerv belirteçlerinden ultrasonografik bulguların daha erken dönemde etkilendiği bilgisi ışığında değerlendirildi.