Sıçanlarda Parsiyel Hepatektomi sonrası karaciğer Reğernerasyonunda Gallik Asit Etkısının PI13/AKT/mTOR Yolağı Üzerinden Belirlenmesi.


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Moleküler Biyoloji Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: NEDA HAMID

Danışman: Mediha Canbek

Özet:

Karaciğer kendini yenileme ve onarma yeteneğine sahip eşsiz bir organdır. Hasar

gördüğünde tam çalışma kütlesine ulaşmak için çoğalmaya başlar. Kısmi hepatektomiden

sonra, karaciğer ayrıca hücre replikasyonunu ve gelişimini moleküler mekanızmalarını

kullanarak aktive eder.

Hepatosit genişlemesi; büyüme hormonları, hücre içi aracılar (EGF, HGF, TGF-, IL-

6, vb.) ve moleküler mekanizmalar tarafından indüklenir. PI3K/AKT/mTOR karaciğer

rejenerasyonunda rol oynayan çok önemli bir moleküler yolaktır. %70 parsiyel

hepatektomiden sonra PI3K/AKT/mTOR yolu aktive olarak hepatosit sayısının normale

dönmesini sağlar.

Karaciğerin yenilenme yeteneğini değiştiren yeni farmakolojik ürünler ile karaciğer

fonksiyon bozukluğu ile mücadele edilebilir. Oksidatif strese ve serbest radikallere karşı,

polifenollerin karaciğeri korumada etkili olduğu kanıtlanmıştır. Birkaç fenolik asit arasında

Gallik asit antioksidan özellikleri ile öne çıkmıştır. Kapsamlı araştırmalara rağmen, bu

maddenin potansiyel karaciğer yenileyici etkisi ve mekanizması henüz bilinmemektedir.

Bu amaçla çalışmamızda Gallik asitin sıçanlarda (Erkek Wistar albino) rejeneratif

etkisine bakıldı. Ayrıca rejeneratif etkisi kanıtlanmış Silmarin maddesi de pozitif kontrol

olarak çalışmamızda yer aldı. Deney gruplarımız 4 ana grup ve 13 alt gruptan (n=6) oluştu.

Grup I (kontrol), Grup II (PHx+SF), Grup III (PHx+silmarin100 mg.kg-1i.p), Grup IV

(PHx+gallik asit 200 mg.kg-1i.p). Daha sonra %70 PHx gerçekleştirildi. Deney hayvanları

6, 12, 24, 48 saatlik sürelere kadar yaşatıldı. Deney sonunda PI3K/AKT/mTOR yolağına ait

6 gen ekspresyonu RT-PCR ile incelendi. Daha sonra PI3K/AKT/mTOR yolağına ait en

etkin olan genler seçilerek protein analizleri western blot ile değerlendirildi. PCNA

immunohistokimya analizleri yapılarak hücre proliferasyonuna bakıldı. Son olarakta

karaciğer hasarının belirteci olan ALT ve AST değerlerinin ölçümleri yapılarak

karşılaştırıldı.

vii

Çalışmamız sonucunda PIKCA gen ekspresyonuna baktığımızda SF (II) 6 saat ve

SLY (III) 6, 24, 48 saat ve GA (IV) 6, 12, 24, 48 saatleri arasında anlamlı fark (****,

P<0.0001, *** P0.0004, *** P0.0002, ** P0.0038, ****P<0.0001, ***P0.0004,

****P<0.0001) bulundu. Protein ifadesinde ise grublar arasında (****<0.0001) olarak fark

bulundu.

AKT1 gen ekspresyonunu ise Kontrol ve deney grupları arasında SF (II) 6, 12, 24,

48. saat, SLY(III) 6, 12, 24, 48.saat ve GA (IV) 6, 12, 24, 48 saatlerinde büyük ölçüde farklı

p değeri (****, 0,0001) olduğunu gözlemlendi. AKT1 protein ekspresyonu SF (II) 12 ve

GA (IV) 12 saat arasında (*P0.019, ***P0.0003) anlamlı bir fark tespit edildi.

mTORC1 gen ekspresyonunun SF (II), SLY(III) ve GA (IV) tüm grupları arasında

önemli ölçüde farklı (****P0.0001) olduğu ortaya çıktı. SF (II) 12 saat SLY (III) ve GA (IV)

24, 48 saat sonra protein ekspresyonunu gösteren western blot üzerinde net bir bant ölçüldü.

Siklin D1 gen expresyonunda SF (II) 6, 12, 24, 48 saat ve GA (IV) 24 saat arasında

istatistiksel olarak (**P0.0063, ****P0.0001, *P0.0144, ****P0.0001, *P0.0115,

****P0.0001) anlamlı bir fark ölçüldü. Ayrıca gruplar arasında SLY (III) 6, 12, 24, 48 saat

ve GA (IV) 6, 24 saat (*P0.0133, ****P 0,0001, *P0.015, ****P0,0001, *P0,0166,

****P0,0001, ***P 0,0003) fark bulundu. GA (IV) 12 ile 24 saat ve GA (IV) 24 ile 48 saat

arasında istatistiksel olarak anlamlı fark (**P0.0098, ***P0.0005) belirlendi. Aynı zamanda

SF (II) 48 ile SLY (III) 48 ve GA (IV) 48 saatleri arasında CyclinD1 protein ekspresyon

seviyeleri karşılaştırmasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu

(****P0.0001, * P0.0252). Bulgularımıza göre, Siklin D1 geninin ifade miktarı nispeten

yüksek ölçüldü. Bunun nedenini Siklin D1 ve Siklin D ailesinin diğer türleri, hücre büyüme

sürecine katkıda bulunmak için birlikte işlev görmesine bağlayabiliriz. Bu nedenle

PI3K/AKT/mTOR yolağında yer alan farklı tipte siklin D tipi proteinlerinin görev aldığını

düşünmekteyiz.

Çalışmamızda Gallik asitin sıçanlarda %70 parsiyel hepatektomi sonrası 200 mg.kg-

1 i.p. dozunun ilk kez keşfedilen yenileyici faydaları çalışmamızda ortaya kondu. Sonuç

olarak tüm gruplarda Gallik asit PI3K/AKT/mTOR yolağını kullanarak hücre büyümesini

ve proliferasyonu arttırdığını verilerimizle ortaya kondu. Ancak bu yola ait Cyclin D1'i

viii

aktive eden transkripsiyon faktörü S6K701 geni ifade edilmedi. Buda bize Cyclin D1'in

aktivasyonunun üçüncü bir bileşenden kaynaklanabileceğini düşündürdü. Ayrıca

araştırmamızda ilk defa PIKCA(ser317) protein ekspresyonu kullanılmış ve tüm grupların

protein ekspresyonunun yanı sıra gen düzeylerinin de yüksek olduğu saptanmıştır.

ALT ve AST düzeyleri ise Gallik asit gruplarında 48. saatte diğer gruplara göre en

düşük olarak kaydedildi. Bu bize karaciğeri koruma yeteneklerini de göstermiş oldu. PCNA

değerlendirmesinde ise rejeneratif etkinin tüm gruplarda 48. saatte en yüksek olduğu

görüldü. Bazı hücrelerde yoğun boyanma bazılarında ise daha zayıf boyama tespit edildi.

Bazı hücrelerin ise mega hücreler oluşturduğunu veya çift çekirdekli hücrelere füzyon

yaptığı görüntülendi.

Sonuç olarak çalışmamızda Gallik asit karaciğer rejenerasyonuna etkisi

PI3K/AKT/mTOR moleküler yolağı ile tanımlanmış ve hepatosit hücrelerinin

proliferasyonunu arttırdığı kanıtlanmıştır. Ayrıca Gallik asid (200 mg.kg-1i.p) dozunun

rejeneratif etkisi bilinen Silmarin göre daha etkin proliferatif etki gösterdiğini söyleyebiliriz.