Genel dahiliye polikliniğine başvuranhastalarda DFS-70 Anti-Nükleer Antikorpozitifliğinin klinik sonuçlarının etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NARMIN BEYDULOVA

Danışman: Pınar Yıldız

Özet:

eydulova N. Genel Dahiliye polikliniğine başvuran hastalarda DFS-70 Anti

Nükleer Antikor pozitifliğinin klinik sonuçlarının etkisinin değerlendirilmesi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı

Tıpta Uzmanlık Tezi, Eskişehir, 2023 Otoimmün hastalıklar, organizmanın kendi

doku ve hücrelerine karşı immün yanıt gelişmesi sonucu oluşmaktadır ve bu

hastalıkların tanısında otoantikor testleri büyük önem taşımaktadır. Hücre nükleusuna

karşı gelişen Anti Nükleer Antikor (ANA) adı verilen otoantikorlar, bağ doku

hastalıklarında önemli bir tanı kriteridir. ANA’ların tespit edilmesinde 1954 yılından

beri İndirekt İmmünfloresan (IIF) testi yaygın olarak kullanılmaktadır. Test aynı

zamanda antikorun boyanma özelliği ve titresi hakkında da bilgi vermektedir.

Çalışmamızda 2019-2021 yılları arasında genel dahiliye polikliniğine romatolojik

şikayetlerle başvuran ve ANA testi çalışılan 1500 hastanın ANA IIF boyanma paterni

açısından taraması yapıldı. Bu çalışmada amacımız ANA IIF sonucu yoğun ince

benekli DFS70 boyanma özelliğinde olan ve immunblot yöntemiyle doğrulanmış anti-

DFS70 pozitif olan hastaları saptamak, klinik bulgular ve romatolojik hastalıklarla

ilişkisini değerlendirmektir. 1500 hastanın 111’i IIF yoğun ince benekli boyanma

paterninde (DFS70 benzeri) saptanmış olup 40 hastanın immunblot yöntemi ile anti-

DFS70 antikoru doğrulandı. ANA IIF yoğun ince benekli DFS70 benzeri boyanan 70

hasta, anti-DFS70 pozitif 40 hasta ve kontrol grubu olarak ANA negatif 30 hastanın

romatolojik semptomlar açısından klinik sorgulaması, laboratuvar tetkikleri

retrospektif olarak değerlendirildi ve gruplar karşılaştırıldı. Anti-DFS70 pozitif grupla

diğer gruplar arasında istatistiksel anlamlı ve kliniğietkileyebilecek bir sonuca

ulaşılamadı. Çalışma grubumuzdaki anti-DFS70 pozitif 40 hastanın 14’üne farklı

sistemik inflamatuar ve otoimmün hastalık tanısı konulmuştur. Bu hastalardan 3 hasta

olası SLE olarak kabul edilip takibe alınmıştır. Literatürde anti- DFS70 pozitif

hastaların bağ doku hastalığı tanısı ile ilişkisi tartışmalı olup sistemik farklı

inflamatuar ve alerjik hastalıklarla ilişkisini gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur.

Konuyla ilgili prospektif, geniş ölçekli ve daha uzun takip süreli çalışmalara

gereksinim vardır.