Zemin büyütmesinin TBDY tarafından parametrik olarak elde edilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİS ERSOY

Danışman: Kamil Bekir Afacan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Geoteknik deprem mühendisliğinde, sahaya özel yer hareketi tepkilerinin doğru tahmini, etkili tasarım ve risk azaltma için kritik öneme sahiptir. Yumuşak zeminler, düşük kayma mukavemeti ve yüksek sıkıştırılabilirlik özellikleri nedeniyle depremler sırasında sismik dalgalarla karmaşık etkileşimler sergileyerek yer hareketlerini büyütebilir ve yapısal kırılganlıkları artırabilir. Bu çalışma, saha verileri ve sayısal modelleme kullanarak, yumuşak zeminlerin saha tepkisi üzerinde yer hareketlerini ölçeklendirme yöntemlerinin etkisini incelemiştir. Spektral eşleştirme ve Tepe Yer İvmesi (PGA) eşleştirme yöntemlerinin karşılaştırıldığı analizlerde, spektral eşleştirmenin hedef tepki spektrumu ile uyum sağlayarak daha ayrıntılı bir sismik tepki sunduğu, PGA eşleştirmenin ise basitlik ve hesaplama verimliliği açısından avantajlı olduğu, ancak frekansa bağlı etkileri tam yansıtamadığı görülmüştür. kullanılarak yapılan eşdeğer lineer ve lineer olmayan analizler, PGA'nın saha tepkisini etkileyen temel bir parametre olduğunu, ancak frekans içeriği ve sarsıntı süresi gibi faktörlerin de saha tepkisi üzerinde önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Daha yüksek frekanslı bileşenlerin sismik kuvvetleri şiddetlendirdiği, uzun süreli sarsıntıların ise zemin deformasyonlarını artırarak oturma ve sıvılaşma riskini yükselttiği belirlenmiştir. Bu bulgular, özellikle deprem mühendislerine sismik risk değerlendirme süreçlerinde önemli bir rehberlik sunmaktadır. Çalışma, yumuşak zeminlerin dinamik davranışını anlamada ve sismik tasarım stratejilerini iyileştirmede kullanılan ölçeklendirme yöntemlerinin seçiminde dikkat edilmesi gereken hususları vurgulamaktadır. Ayrıca, spektral eşleştirmenin daha ayrıntılı bir sismik temsil sağladığı durumlarda tercih edilmesi gerektiğini, ancak basitlik ve hızın ön planda olduğu uygulamalarda PGA eşleştirmenin de yeterli bir çözüm sunabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, yumuşak zeminlerin sismik davranışını anlamaya yönelik önemli katkılar sağlarken, depreme dayanıklı ve güvenilir yapı tasarımı için gereken kapsamlı bilgiyi sağlamaktadır.