Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun hayatı ve edebî eserleri üzerine bir inceleme
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Sos.Bil.Enst.Md.Lüğü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YILMAZ EVAT
Danışman: İbrahim Şahin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tezimizin konusu Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun hayatı ve edebî eserleridir. Çalışmanın amacı yazarın hayatını ve edebî eserlerini incelemektir. Yöntem olarak tümdengelim kullanılmıştır. Hikâye ve romanlar olay örgüsü, kişiler, mekân zaman yönleriyle incelenmiştir. Ayrıca hikâye ve romanlar tema, anlatıcı ve bakış açısı, dil ve üslup, anlatım teknikleri ile anlama yorumlama açılarından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Deneme kitapları da tema, dil ve üslup bağlamında irdelenmiştir. Felsefe ve sosyoloji eğitimi gören Barbarosoğlu, başörtüsü sebebiyle üniversitede çalışamadığı için edebiyata yöneldiğini belirtmektedir. Barbarosoğlu'nun hikâyelerinde genellikle ev hanımları, başörtü dramı yaşayanlar, geleneksel ve modernist tipler görülür. Anlatma tekniğini çok kullanan, çoğunlukla durum hikâyeleri yazan yazarda gelenek ve modernizm çatışması, başörtüsü, sevgi, ahlak, ölüm, dostluk, medya konuları dikkat çeker. Barbarosoğlu romanlarını değişik etkilenmelere müsait biçimde çok katmanlı kurgular. Hiçbiryer romanında erkeklerin kimlik aşınması, Uzak Ülke'de ilk kadın yazar Fatma Aliye, Medyasenfoni'de medyanın rezillikleri, Son On Beş Dakika'da kader kavramı anlatılır. Romanlarda bunlarla birlikte gelenekten modernizme doğru değişim ve İslami değer yargıları derinden hissedilir. Bu değişim ve değer yargıları deneme kitaplarının da ana meselesidir. Hikâyeler ve romanlarda en çok ev ve uhrevî mekânlara değer verilirken şehir, cadde, apartman modernizm bağlamında eleştirilen mekânlardandır. Tabiat hikâye, roman ve denemelerde tefekkür vasıtasıdır.Barbarosoğlu'nun edebî eserlerinde geleneği öne çıkaran modernizmi eleştiren ve İslami değerleri anlatan bir dil vardır. Osmanlı Türkçesine düşkün olan yazar ifade tekrarlarıyla temaya hizmet eder. Sade söyleyişleri olan yazar, standart Türkçenin dışına kahramanları kültür seviyelerine göre konuşturmak ve mizah üretmek için çıkar. Güzel şeyleri genellikle su ve çiçeğe; çirkin şeyleri yılana ve mankenlere benzetir.