Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma Hastalarında miR-107 Ekspresyon Düzeylerinin Araştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, Sağ.Bil.Enst.Md.Lüğü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖZDE FİDAN

Danışman: Beyhan Durak Aras

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DBBHL), agresif ve heterojen bir non- Hodgkin lenfoma türüdür. Günümüzde DBBHL'nin ilk basamak tedavisi olarak R- CHOP tedavisi kullanılmaktadır. Bu tedavi ile hastaların çoğunluğunda iyileşme gözlenmesine rağmen DBBHL hastalarının yaklaşık %40'ı ilaca yanıt vermemekte veya nüks etmektedir. Bu sebeple DBBHL için yeni tedavi hedeflerine ve biyobelirteçlere ihtiyaç vardır. Çalışmamızda DBBHL olgularında miR-107'nin tanısal ve prognostik biyobelirteç olma potansiyelini araştırmayı ve nüks durumu ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamıza 27 nüks olmayan ve 13 nüks olan olgu olmak üzere toplam 40 DBBHL olguyu ve kontrol grubu olarak malignite göstermeyen 26 olguyu dahil ettik. Ayrıca 13 nüks olan olgudan 10'nun hem tanı anı hem de nüks anındaki dokularının, geriye kalan üç olgunun ise tanı anındaki dokularının da analizini gerçekleştirdik. Çalışmamızda olguların FFPE dokularından Real Time PCR yöntemi ile miR-107 ekspresyonunu değerlendirdik. Çalışma sonucunda miR-107 ekspresyonunun tanısı DBBHL olan olgularda kontrol grubuna göre ve nüks olmayan olguların kontrol grubuna göre düşük olduğu istatistiksel olarak belirlenmiştir. Nüks olan olguların tanı anı dokuları ile nüks anı dokuları arasında, nüks olmayan olgular ile nüks olan olguların tanı anı dokuları arasında ve nüks olan olguların tanı anı dokuları ve kontrol grubu arasında yapılan istatistiksel analiz sonucunda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çalışmamızın sonucunda elde ettiğimiz veriler daha önce yapılan çalışmalarla uyumludur. Elde ettiğimiz veriler miR-107 ekspresyonunun DBBHL'nin nüksü durumu ile değişmediğini ve miR-107'nin DBBHL için potansiyel bir tanısal biyobelirteç olabileceğini göstermektedir.