Farklı pestisit gruplarının anaerobik arıtılabilirliğinin araştırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÇAĞLA UYGUN
Danışman: Cansu Filik İşçen
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde, nüfus artışı ile birlikte gıda ihtiyacının artması sebebiyle tarımsal uygulamalarda pestisit kullanımı son derece artmıştır ve pestisit modern tarımın tamamlayıcı bir bileşeni haline gelmiştir. Pestisit, zirai mücadele uygulama ve araştırmalarında kullanılan kimyasal maddeler ve preparatlardır. Zararlıları engellemek ve kontrol altında tutmak amacıyla kullanılmaktadırlar. Pestisitler, toksik ve biyosidal maddelerdir. Tarım alanlarında yüksek verim sağlamak amacıyla pestisitlerin bilinçsiz ve denetimsiz kullanımı insan sağlığı ve çevre için önemli bir sorundur. Bu sebeple pestisitlerin biyogiderimi son yıllarda önem kazanmaktadır. Anaerobik arıtım, günümüzde yüksek organik madde içeren atık suların arıtımı için kullanılmaktadır. Bu çalışmada, tarımsal alanlarda kullanımı fazla olan pestisit türlerinin (2,4-diclorophenoxy acetic acid, N-(Phosphonomethyl) glycine) kesikli ve sürekli reaktörde arıtımı, KOİ ve pestisit giderimi araştırılmıştır. Kesikli reaktör çalışmalarının istatistiksel optimizasyonu sonucu elde edilen verilerden yola çıkılarak sürekli reaktörde arıtım süreci takip edilmiştir. Sürekli reaktör sürecinde pestisit konsantrasyonu, organik yükleme oranı gibi işletim parametrelerinin organik madde giderim ve pestisit giderim verileri üzerine etkileri değerlendirilmiştir. En yüksek KOİ giderimi 35 mg.L-1'lik pestisit konsantrasyonunda %97,60 olarak en yüksek pestisit gideriminin ise 25 mg.L-1'lik pestisit konsantrasyonunda %90,57, hidrolik alıkonma süresinin 96 saat ve organik yükleme oranının 0,937 g KOİ L-1 gün-1 olduğu koşullarda gerçekleşmiştir. Çıkış suyuna uygulanan toksisite test sonucunda toksik olan giriş suyunun arıtım sonrasında hem ökaryot hücrelerde hem de prokaryot hücrelerde toksik etkisinin azaldığı tespit edilmiştir.