Edip Cansever'de varoluşçuluk izleri


Creative Commons License

Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Sos.Bil.Enst.Md.Lüğü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HİLAL İPEK

Danışman: Soner Akpınar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Türk Edebiyatının önemli şairleri arasında yer alan Edip Cansever (8 Ağustos 1928- 28 Mayıs 1986), şiirlerinde; yalnızlık, ölüm, yabancılaşma, sıkıntı temalarını sıklıkla kullanmış, çağdaşları tarafından materyalist olduğu ve materyalist şiirler yazdığı iddia edilmiştir. Oysa Cansever, dönemine rast gelen makineleşmenin, bilim ve teknolojideki gelişmelerin ortasında kendini bulan ve buhrana itilen insanın iç ve dış dramını, insanı didik didik ederek, ?ben?e ulaşarak, özcü bir yaklaşımla sergilemeye çalışmıştır.?Varoluşçu felsefe?nin savunucularından biri olan Jean-Paul Sartre'a göre: ?İnsan, bütün insanları seçerken kendini de seçer.? Edip Cansever de şiirini oluştururken seçtiği kişilerden kendine ulaşmayı amaç edinmiştir. Batının bunaltı edebiyatını, iyiden iyiye küçültülen ?yaşama?nın bir sığınak arayışı diye niteleyen Cansever'e göre insanın değeri, hiçe indirilmiş, insan hayatı soyutlaştırılmıştır. Çeşitli politik baskılara maruz kalan insanoğlunu kentleşmenin ve makineleşmenin getirdiği bunalımı yaşayan, bu nedenle de çoğunlukla yalnız, sıkıntılı, yabancılaşmış ve çaresiz olarak görmüştür. Düşüncenin şiiri adını verdiği poetikasında nesneleri dekor olarak kullanarak farklı boyutlara taşıdığı bu mutsuz insanı, çok sesli ve çok gözlü şiire ulaşarak bir ressam gibi sergilemiştir.1950'den sonra Türk edebiyat, düşünce ve sanat dünyasında özellikle Fransız düşünürlerin etkisi ile Varoluşçuluk akımı görülmeye başlanır. İkinci Dünya Savaşı'nın sonrasına rastlayan bu dönem, Türkiye'de toplumsal ve siyasal alanda pek çok değişimin yaşandığı, kırsal kesimden kentlere yoğun bir göçün gerçekleştiği dönemdir. Bu durum, değer yargıları değişen insanın, yeni durumuna uyum sağlayamaması sonucunda, kendisiyle ve çevresiyle çatışma yaşamasına neden olur. Edip Cansever, bu çaresizliğin ve bunalımın içinde bulduğu insanı, şiirlerinde oluşturduğu nesnel dekorun içine oturtmuştur. Edip Cansever'in hayata bakışı ve bu bakışın şiirlerine yansıması ele alındığında varoluşçuluktan izler taşıdığı görülür. Biz, bu çalışmamızda Cansever'in; ?Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka? diye sorgulayıp yazgısını belirlediği şiir kişilerini ve bu şiir kişileri vasıtasıyla ulaşacağımız Edip Cansever'i varoluşçuluk akımı ile ilişkilendirecek, şairin duyularıyla kavradığı bütünsel gerçeklerden, şiirlerindeki somutlamadan yola çıkarak genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağız.