Manyetik rezonans enterografi için bakteriyel selüloz katkılı oral kontrast ajan geliştirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİF BAYBÖRÜ
Danışman: AHMET ÇABUK, OKTAY ALGIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Manyetik Rezonans Enterografisi (MRE), gastrointestinal sistemin detaylı görüntülenmesi ve hastalıkların tanı ve takibinde yaygın olarak kullanılan ileri bir görüntüleme yöntemidir. Bu görüntüleme tekniğinde, bağırsak lümenini genişletmek ve çevre dokulardan ayırt edilebilmesini sağlamak amacıyla çeşitli oral kontrast ajanlar kullanılmaktadır. Ancak mevcut ajanlar, bağırsak görüntüleme kalitesinde eksiklikler ve hasta toleransının düşük olması gibi bazı sınırlılıklar taşımaktadır. Bu nedenlerle, polisakkarit tabanlı biyouyumlu yeni materyallerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar artmaktadır. Bakteriyel selüloz, biyouyumluluğu, yüksek saflığı ve toksik olmaması gibi avantajlarıyla dikkat çeken bir polisakkarittir. Kombucha kültüründen elde edilen bu materyal, gıda, tıp ve mühendislik gibi farklı alanlarda geniş bir kullanım yelpazesine sahiptir. Psyllium ise su ile temas ettiğinde jel faz oluşturan ve ince bağırsakta sindirilemeyen bir diyet lifi olup, özellikle müsilaj tabakası sayesinde gastrointestinal sistemde dayanıklılık göstermektedir. Bu tez çalışmasında, kombucha kültüründen bakteriyel selüloz üretimi gerçekleştirilmiş, psyllium müsilajı ile kompozit yapısı oluşturulmuştur. Kompozitten alınan örnekler sırasıyla su, gastrik ve gastrik-intestinal fazlara maruz bırakılmıştır. Her faz sonrasında örneklerin morfolojik yapıları Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile, yüzey element dağılımı Enerji Dağılımlı X-Işını Spektroskopisi (EDS) ve kimyasal yapılarındaki değişiklikler Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, bakteriyel selüloz-psyllium kompozitinin sindirim simülasyonu boyunca kimyasal stabilitesinin genel olarak muhafaza ettiğini ortaya koymuş ve oral kontrast ajan olarak kullanılmasında potansiyel bir aday olabileceğini göstermiştir.