Multipl skleroz'da yorgunluk, kognitif bozukluk ve görsel reaktivitenin korelasyonu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEHER SEZİN YILMAZ

Danışman: Gülnur Tekgöl Uzuner

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

MS'in yol açtığı özürlülüğün önemli bileşenleri olan yorgunluk ve kognitif bozukluk hastaların ciddi bir kısmını etkilemektedir ancak bu semptomların altında yatan patofizyolojik mekanizmalar netleştirilememiştir. Bizim bu çalışmadaki amacımız; kognitif testler ve yorgunluk ölçeği uyguladığımız hastalarda TCD ile görsel uyarı vererek oksipital kortekste ortaya çıkan nöronal aktiviteye eşlik eden posterior serebral arterlerdeki serebral vasküler reaktiviteyi ölçmek ve serebral metabolizmanın yorgunluk, kognisyon ve psikososyal faktörler ile olan ilişkisini değerlendirmektir. Çalışmamıza 2017 revize McDonald kriterlerine göre MS tanısı almış 50 hasta ve 50 sağlıklı kontrol alındı. Anamnez, demografik veriler ve nörolojik muayene kaydedildi. SDMT, CVLT ve BVMTR testlerini içeren BICAMS bataryası, yorgunluk değerlendirme ölçeği olan FAS, Beck Depresyon Ölçeği, Epworth Uykululuk Ölçeği, 9 delikli peg testi ve 25 adım yürüme testi uygulandıktan sonra TCD ile görsel reaktivite ölçüldü. MS hastalarında sağlıklı kontrollere göre yorgunluk ve kognitif bozulma anlamlı olarak fazla saptandı. Yorgunluk tespit edilen MS hastalarında yorgunluk arttıkça görsel reaktivitenin anlamlı olarak arttığı görüldü. TCD ile ölçülen kan akım hızları ile en çok ilişkili bulunan kognitif test; bilgi işleme hızını değerlendiren SDMT oldu. SDMT puanı düştükçe yani kognitif yavaşlama arttıkça kan akım hızlarının anlamlı düzeyde azaldığı ve reaktivitenin anlamlı düzeyde arttığı görüldü. Vizyospasyal belleği değerlendiren BVMTR testinde de kognisyon geriledikçe kan akım hızlarının anlamlı olarak azaldığı saptandı ve yine reaktivite değerinin arttığı ancak istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü. Sonuç olarak, MS hastalarında yorgunluk ve kognitif yetersizlik gelişip şiddeti arttıkça serebrovasküler reaktivitenin devreye girdiğini gözlemledik. Yorgunluk ve kognitif bozukluğu olan MS hastalarında gelişen serebral perfüzyon yetersizliğine yanıt olarak nöronlara yeterli kan akışının sağlanabilmesi ve nörodejenerasyona yol açan kronik hipoksi durumunun önüne geçilebilmesi için bu mekanizmanın devreye girdiğini düşünüyoruz.