Mesane kanserli olgulardan alınan tümör örneklerinde Aurora Kinaz A ve Aurora Kinaz B gen değişikliklerinin Floresan In Situ Hibridizasyon (FISH) yöntemiyle belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, TIBBİ GENETİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAŞAK TÜFEKÇİ
Danışman: SEVİLHAN ARTAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Ürotelyal karsinom sık gözlenen agresif kanser tipidir. Son yıllarda hücre proliferasyonu için gerekli serin/treonin kinazlardan olan Aurora kinazların mesane kanseri progresyonu için belirteç olma potansiyeli gösterebileceği öne sürülmektedir.Amaç: Aurora kinaz A ve Aurora kinaz B gen kopya sayısı değişiklikleri ile hücrelerin ploidi düzeylerinin mesane kanserli olgulardan alınan tümör örneklerinde, tümör derecesi ve evresi ile ilişkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır.Gereç-Yöntem: Mesane kanseri tanısı almış 28 olgudan alınan tümör örnekleri ile 10 normal doku örneğinde; AURKA ve AURKB genlerinin genomik kopya aberasyonları ile hücrelerin ploidi düzeyleri FISH yöntemi ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Olgularımızın %65,5'in de AURKA geni düşük amplifikasyonu, %48,2'sinde AURKA geni yüksek amplifikasyonu, %51,7'sin de AURKB geni delesyonu, %55,1'inde triploidi, %37,9'unda tetraploidi, %31'inde ise >4n grubu anomaliler saptanmıştır. Düşük grade tümörlerde hafif AURKA amplifikasyonu yoğun olarak gözlenirken ileri grade tümörlerde yüksek AURKA amplifikasyonu ve AURKB delesyonu ortak bulguydu. Nüks olan olgunun ilk tümör örneğinde (Ta) düşük AURKA amplifikasyonu ve AURKB delesyonu gözlenirken, ikinci örnekte (invaziv, yüksek grade, T2) varolan anomalilere yüksek AURKA amplifikasyonu ve poliploid klonlar eşlik etmekteydi. Diğer yüksek dereceli tümörlerin tümünde AURKA amplifikasyonu, AURKB delesyonu, tetraploidi ve >4n grubu anomaliler birlikte saptanmıştır.Sonuç ve Tartışma: AURKA amplifikasyonunun mesane kanseri progresyonunda erken dönemde ortaya çıktığı, tümör derecesi arttıkça bölünme hatalarından kaynaklanan anomali oranının belirgin bir şekilde arttığı, bu nedenle bu genlerin tanı ve takipte bir belirteç olabileceği düşünülmektedir. Ancak özellikle nüks potansiyeli olan tümörleri belirlemede marker olarak kullanılma potansiyelini belirlemek için daha geniş olgu serilerinde karşılaştırmalı çalışmalara gerek duyulmaktadır. Çalışma Türk populasyonunda bu konuda yapılmış ilk ve tek çalışma olma özelliği taşımaktadır.